MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA:Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, ücret ve ikramiye alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalıya ait iş yerinde 16.07.1996-23.02.2009 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca davalı işverenlikçe feshedildiğini, en son 760,00 TL net aylık ücret aldığını, işyerinde yılda dört maaş tutarında ikramiye uygulaması olduğunu hak etmiş olduğu kıdem ve ihbar tazminatları ile iki aylık ücret ve üç adet ikramiyesinin ödenmediğini ileri sürerek bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun'un 17. maddesi uyarınca feshedildiğini, davacının asgari ücret almakta ücretinin bordrolarda yer alan miktarda olduğunu, işyerinde ikramiye uygulaması bulunmadığım, aylık 19,5 TL yemek, 390,00 TL servis ve 10,00 TL erzak yardımı yapıldığını, davacıya ihbar süresi tanındığını, bu sürede üretim olmamasına rağmen davacının hakettiği tüm ücretlerin çalışmış gibi ödendiğini, kıdem tazminatının da taksitler halinde ödendiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin işverence 4857 sayılı Kanun'un 17. maddesi uyarınca feshedildiği, davacının ücret alacağının olmadığı, işyerinde ikramiye uygulaması bulunmadığı gerekçesiyle ikramiye alacağı reddedilmiş, diğer talepler yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, her iki taraf vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının temyiz itirazları yönünden;
Gerekçeli karar davalıya 10.09.2012 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu halde 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8. maddesinde belirtilen sekiz günlük temyiz süresi geçirildikten sonra davalı vekili tarafından 20.09.2012 tarihinde temyiz edilmiş bulunmaktadır. Temyiz isteminin reddine ilişkin mahkemece verilen karar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi ile uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 432/4. maddelerine uygun olduğundan davalının temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
2-Davacının temyiz itirazları yönünden ise;
Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı Kanun'da 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanun'un 8 ve 37. maddelerinin işverene bu konuda bazı yükümlülükler de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümüne yardımcı nitelikte olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dişiliği önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda kanuni güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmiş olması, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında taraflar delillerinin değerlendirilmesi sırasında, işverence düzenlenmesi gereken bu tür belgelerin düzenlenmiş olup olmamasının da gözetilmesi gerekir.
İş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı durumlarda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalıdır.
Somut olayda dosya içerisine ibraz edilen ücret bordrolarının asgari ücretten düzenlendiği görülmektedir. Davacının kıdemi ve vasıflı işçi olduğu dikkate alındığında ve yargılama sırasında dinlenen tanıkların beyanları değerlendirildiğinde, asgari ücretin üzerinde bir ücretle çalıştığının kabulü dosya içeriğine daha uygundur. Mahkemece davacının kıdemi ve yaptığı işe göre ilgili meslek kuruluşlarından ve yukarıda belirtilen mercilerden uyuşmazlık konusu dönemde alabileceği emsal ücret seviyesi belirlenmeli ve dava konusu alacaklar buna göre hesaplatılmalıdır. Yazılı şekilde asgari ücretten yapılan hesaplamaya göre karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin alman temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.