MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA:Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, ücret alacağı, fazla mesai, yıllık izin ücreti, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı ... davalı Akdeniz Tem. Ltd. Şti. avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, müvekkilinin davalı işyerinde 16.01.1995 tarihinde temizlik işçisi olarak çalışmaya başladığını, davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğunu, 23.01.2010 tarihinde iş sözleşmesinin haksız sebeple feshedildiğini belirterek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, hafta tatili ücreti, fazla çalışma ücreti, ücret alacağı, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti istemiştir.
Davalıların Cevabının Özeti:
Davalı Akdeniz Tem. ve İlaç Hizm. Org. Tur. Tic. Ltd. Şti., istifa edilmek suretiyle iş sözleşmesinin sonlandırılmış olduğunu, davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü, alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının çalışmış olduğu diğer firmalarla arasında akdedilen sözleşmelerin belirli süreli sözleşmeler olup, iş sözleşmesinin ne zaman sonlanacağının sözleşmelerde belirli olduğunu, belirli süreli çalışan davacının ihbar tazminatına hak kazanmamış olduğunu, alacakların ibra edildiğini, davacının 31.01.2010 tarihinde istifa ettiğini, kurum ile davacı arasında herhangi bir iş sözleşmesinin bulunmadığını, davacının kurumun işçisi olmadığını, husumet itirazlarının bulunduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak davalı Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü ile alt işverenler arasında muvazaa ilişkisi ispatlanamadığı gerekçesiyle Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davanın reddine ve diğer davalı yönünden yıllık izin ücreti ile ulusal bayram tatili ve genel tatil ücreti alacaklarının kabulüne, diğer alacaklara ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı avukatı ve davalılardan Akdeniz Tem. ve İlaç Hizm. Org. Tur. Tic. Ltd. Şti. avukatı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalılar arasındaki geçerli alt-asıl işveren ilişkisinin işçilik haklarına etkileri ve davacı ile davalı Akdeniz Tem. ve İlaç Hizm. Org. Tur. Tic. Ltd. Şti. arasında düzenlenen ibranamenin geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
3-İbra sözleşmesi, İsviçre Borçlar Kanunu'nun 115. maddesinde düzenlendiği halde, dava açıldığı tarihte yürürlükte olan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda bu yönde bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Türk Hukukunda ibra sözleşmesi 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olup, 132. maddesine göre “Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir”.
6098 sayılı Kanun 01.07.2012 tarihinde yürürlülüğe girmiş olup belirtilen tarihten sonra düzenlenen ibra sözleşmeleri için yasal koşulların varlığı aranmalıdır. Başka bir anlatımla 6098 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmediği dönem için ibranamenin geçerliliği sorunu. Dairemizin konuyla ilgili ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Feshi izleyen bir aylık süre içinde ibraname düzenlenememesi ve ödemelerin banka kanalıyla yapılması zorunluluğu 01.07.2012 tarihinden sonra düzenlenecek ibra sözleşmeleri için geçerlidir.
İbra sözleşmesi çalışma ilişkilerinde “ibraname” adıyla yaygın bir uygulama alanı bulmaktadır. İbra sözleşmelerinin geçerliliği sorunu, İş Hukukunda “işçi yararına yorum” ilkesi çerçevesinde değerlendirilmiş ve ağırlıklı olarak Yargıtay kararları ışığında bir gelişim izlemiştir.
Miktar içeren ibra sözleşmelerinde, alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş olur. Buna karşın kısmi ödeme hallerinde Dairemizin kökleşmiş içtihatlarında ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir. Miktar içeren ibranamenin çalışırken alınmış olması makbuz etkisini ortadan kaldırmaz.
Miktar içermeyen ibra sözleşmelerinde ise geçerlilik sorununu titizlikle ele alınmalıdır. İrade fesadı denetimi uygulanmalı ve somut olayın özelliklerine göre ibranamenin geçerliliği konusunda çözümler aranmalıdır. Fesihten sonra düzenlenen ve alacak kalemlerinin tek tek sayıldığı ibranamede irade fesadı halleri ileri sürülüp kanıtlanmadığı sürece ibra iradesi geçerli sayılmalıdır.
İşçinin ibranamede kanuni haklarını saklı tuttuğuna dair ihtirazi kayda yer vermesi ibra iradesinin bulunmadığını gösterir.
İbranamede yer almayan işçilik alacakları bakımından borcun sona erdiğinden söz edilemez. İbranamede yer alan işçilik alacaklarının bir kısmı yönünden savunma ile çelişkinin varlığı ibranameyi bütünüyle geçersiz kılmaz. Savunma ile çelişmeyen kısımlar yönünden ibra iradesine değer verilmelidir. Başka bir anlatımla ibranamenin bölünebilir etkisinden söz edilebilir. Bir ibraname bazı alacaklar bakımından makbuz hükmünde sayılırken, bazı işçilik hak ve alacakları bakımından ise çelişki sebebiyle geçersizlikten söz edilebilir. Aynı ibranamede çelişki bulunmayan ve miktar içermeyen kalemler bakımından ise borç ibra yoluyla sona ermiş sayılabilir.
Somut olayda davalı, davacının yıllık izinlerini kullandığını savunmuştur. Davacı tarafından imzası inkar edilmeyen 31.01.2010 tarihli ibranamede, yıllık izinlerin kullanıldığı ve ücretlerin alındığı belirtilmiştir. Dolayısıyla anılan ibraname ile davalının bu yöndeki savunması arasında çelişki bulunmamaktadır. Davacı, her ne kadar iradesi sakatlanarak ibraname imzalatıldığını ileri sürmüşse de, bu husus yeterli ve inandırıcı delillerle kanıtlanmış değildir. Hal böyle olunca yıllık izin alacağına ilişkin istemin reddi yerine kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4-4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesi gereğince asıl işveren ile alt işverenin İş Kanunundan ve iş sözleşmesinden kaynaklanan işçi alacaklarından dolayı birlikte sorumlu olduğu dikkate alındığında, mahkemece davalılar arasında geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi kabul edilmesine rağmen, hüküm altına alınan alacaklar bakımından davalı asıl işveren Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü'nün müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken anılan davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alman temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.