MAHKEMESİ:... Mahkemesi
DAVA:Davacı, boşta geçen süre ücreti ile ikramiye ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, ... sözleşmesinin davalı işveren tarafından feshedilmesi üzerine işe iade davası açtığını, dava sırasında işverenin davacı çalışanı yeniden işe başlattığını, işe iade davasının konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini, fesih sonrasına ait boşta geçen süre ücreti ve ikramiye alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davet üzerine işe başlayan davacının boşta geçen süreye ilişkin ücretinin dava dilekçesinde belirtilen tutar olmayıp, sözleşmenin feshinden önceki ... yeri kayıtları, imzalı bordrolar ve banka kayıtları ile belirli ücretler olduğundan davacının iddialarına göre değil de işyeri kayıtlarına göre haklarının belirlenmesi gerektiğini, davacının 03/03/2011-02/05/2011 tarihleri arasındaki ücret tutarının net olarak 950,00 TL olduğunu, her ay ücretinin banka hesabına yatırıldığını, bunun dışında yazılı delillerle ... olmayan ücret ve ikramiye iddialarını kabul etmediklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının iddia ettiği ücret seviyesinden yapılan hesaplama seçeneğine itibarla ve işyerinde dört ayda bir maaş ikramiye uygulaması olduğu kabul edilerek dava konusu istekler hüküm altına alınmıştır.
Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı ... Kanununda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir ... karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı ... Kanununun 8. ve 37. maddelerinin işverene bu konuda bazı yükümlülükler de gözardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, ... sözleşmesinin taraflarının ispat yükümüne yardımcı nitelikte olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta primi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmiş olması, ... yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında taraflar delillerinin değerlendirilmesi sırasında, işverence düzenlenmesi gereken bu tür belgelerin düzenlenmiş olup olmamasının da gözetilmesi gerekir.
... sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı durumlarda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı ..., işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı ... bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalıdır.
Dosya içeriğine göre, davacı aylık ücretinin net 1.374,00 TL olduğunu iddia etmiştir. Dosyada davacının çalışmasına ilişkin bir kısım imzalı bordrolar sunulmuştur. İmzalı ücret bordrolarında davacının ücreti net 900.00 TL olup davalı vekili davacının net 950,00 TL olduğunu savunmuştur. Hesap raporunda davacının iddiasına ve davalı tarafından savunmasına göre seçenekli hesaplama yapımlı, mahkemece davacının iddia ettiği ücret seviyesinden yapılan hesap seçeneğine göre karar verilmiştir. Mahkemece davacının iddia ettiği ücret seviyesinden gerçekleştirilen hesaplamalara göre isteklerin hüküm altına alınması dosya içeriği ile örtüşmemektedir. Davacı tarafından imzası inkar edilmeyen ve asgari ücretten daha yüksek seviyede tahakkuk ettirilen imzalı ücret bordrolarındaki ücret seviyesinin davacının gerçek ücretini yansıtmadığı davacı tarafından ispatlanamamış olmasına göre davalının da kabulünde olan ücret seviyesinden yapılan hesaplama seçeneğinin esas alınması delil durumuna daha uygun olup, boşta geçen süre ücreti alacağının bu miktar dikkate alınarak yapılan hesaplama seçeneğine göre hüküm altına üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
3) Taraflar arasındaki diğer bir uyuşmazlık konusu da, tazminatlara esas ücretin tespitinde ikramiyenin dikkate alınıp alınmayacağı hususundadır.
Hükme dayanak bilirkişi raporunda, davacının iddiasına göre ikramiye eklemesi yapılarak brüt giydirilmiş ücret hesaplanmıştır. Dosya içeriğinde, bordrolarda ikramiye yer almamakta olup, işyerinde ikramiye uygulaması bulunduğunu gösterir davacı tanıklarının beyanından başkaca delil bulunmamaktadır. İkramiye aldığını davacı kanıtlayamadığından, davacının hesaba esas ücretin tespitinde ikramiye eklemesi yapılması ve ikramiye alacağına hükmedilmesi de hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 15.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.