MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA:Davacı, kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla mesai ücreti, hafta tatili, giyim yardımı, tasarrufu teşvik ve nema alacağı ile ikramiye alacağı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı işçi, davalı belediyede 01.07.1985 tarihinde işe başladığını, 15.07.2006 tarihinde emekli olduğunu, bir kısım alacaklarının ödenmediğini ya da eksik ödendiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, tasarruf teşvik kesintisi ve neması, ikramiye alacağı, ücret-kıdem zammı alacağı, yıllık izin ücreti alacağı, fazla mesai ücreti, hafta, dini milli bayramlarda çalışma ücreti, giyim yardımı alacağı ile birleşen dava ile ilave tediye alacağını talep etmiştir.
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu, tasarruf teşvik kesintisi ve neması talebi yönünden davanın idari yargıda çözümlenmesi gerektiği, borçlusunun işveren olduğu, mali ve sosyal haklar yönünden muhatabın işveren olduğu savunularak davanın husumetten ve esastan reddini talep etmiştir.
Davalı işveren, 01.02.2007 tarihli oturumda; açılan davayı kabul etmediklerini beyan etmiştir.
Mahkemece, davalı ... vekilinin ...'de değişiklik yapıldığına dair tutanağın esas alınarak alacak hesabı yapılmasına dair talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle 28.02.2008 tarihli bilirkişi raporunun ikinci şıkkı esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-İstem konusu olan tasarruf teşvik kesintisi ve neması ile ilgili davaların görüm ve çözümünde hangi yargı yerinin görevli olduğu hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Resmi Gazete'nin 14.10.2011 tarihli ve 28084 mükerrer sayısında yayımlanan Uyuşmazlık Mahkemesinin 20.12.2010 tarih ve 156-328 sayılı kararında da belirtildiği üzere, tasarrufu teşvik kesintilerinin ilgililerin iradeleri dışında, idarenin kamu gücü kullanılarak yapılması, konunun kamu hukuku alanına ilişkin olması gözetildiğinde, tasarruf kesintisi, kurum katkısı ve nemaların tahsili istemiyle anılan idarelere karşı açılan davaların görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevlidir. Nitekim, bu husus Hukuk Genel Kurulunun 16.01.2013 tarihli ve 2012/22-1713 esas, 2013/25 karar sayılı kararında da aynen benimsenmiştir. Görev hususu dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen dikkate alınmalıdır. Mahkemece tasarruf teşvik alacağı açısından davanın tefrik edilerek yargı yolu sebebi ile usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3-Davacı işçinin, davalı işverenden kıdem tazminatı, ikramiye alacağı, kıdem zammı alacağı, yıllık izin ücreti alacağı, fazla mesai ücreti, hafta, dini milli bayramlarda çalışma ücreti, giyim yardımı alacağı ve birleşen davada istenen ilave tediye alacağı husuları ile Toplu ... sözleşmesi hükümlerinde yapılan değişikliğin davacı işçi yönünden bağlayıcı olup olmadığı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Bilindiği üzere, toplu ... sözleşmeleri, ... Hukukuna özgü kaynaklardandır.
Toplu ... sözleşmesi, işçi sendikası ile işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren arasında, ... sözleşmesinin yapılması, muhtevası ve sona ermesi ile ilgili hükümleri düzenlemek için yapılan, tarafların karşılıklı hak ve borçlarını, toplu ... sözleşmesinin uygulanması ve denetimi ile uyuşmazlıkların çözüm yollarına ilişkin hükümleri de içerebilen yazılı bir sözleşmedir.
Buna göre, toplu ... sözleşmesi düzeninde, işyerindeki çalışma şartlarından birçoğu toplu ... sözleşmesi ile kararlaştırılabilmekte, toplu ... sözleşmesinin tarafları emredici kurallar koyabilmektedir.
Toplu ... sözleşmesinin emredici hükümleri, ... sözleşmesi taraflarına tanınan sözleşme serbestisini sınırlayan ve çalışma şartlarının belirleyen önemli bir hukuk kaynağıdır. Bunun yanında, değişen ekonomik durumların, genel ya da sektörel krizlerin çalışma şartlarını ve bu arada toplu ... sözleşmelerini etkileyebileceği açıktır. Bu sebeple, çalışma şartlarının işçi lehine olarak değiştirilebileceği ve bunun ... sözleşmesi hükmü olarak geçerli olduğu kanunda öngörülmüştür. Ancak toplu ... sözleşmesi düzeninin geçerli olduğu bir işyerinde çalışma şartlarında işçi aleyhine olarak yapılacak değişiklik, işçi ve işverenin ortak iradeleri ile dahi mümkün olmayacaktır.
Öte yandan, toplu ... sözleşmesinin taraflarının değişen ekonomik durumlar karşısında, sözleşmede değişiklik yapmak ve sözleşmeyi yeni şartlara uyarlamak amacıyla toplu ... sözleşmesi hükümlerini değiştirmeleri mümkündür. 4857 sayılı ... Kanunu'nun 22. maddesinin son fıkrasında yazılı olan “taraflar aralarında anlaşarak çalışma koşullarını her zaman değiştirebilirler” kuralından, toplu ... sözleşmeleri yönünden ... ilişkisinin tarafları yerine, toplu ... sözleşmesinin taraflarını anlamak lazım gelir. Gerçekten, toplu ... sözleşmesi yapma yetkisi olan kişilerin bu yetkileri devam ettiği sürece toplu ... sözleşmesi hükümlerinde değişiklik yapmaları kural olarak mümkündür.
Toplu ... sözleşmesi yetkisi olan yanlar, aralarında yapacakları bir ek protokolla gelecekteki haklarda artışı ve hatta bir azalmayı kararlaştırabilirler.
Somut olayda; dosyadaki bilgi ve belgelere göre, taraflar arasında yürürlük süresi 01.01.2005-31.12.2006 arası olan ...'in 08.02.2005 tarihinde imzalandığı, ... de çalışanlara bir belde belediyesinin imkanlarının çok üzerinde mali haklar öngörüldüğü, davalı
belediyenin ...'de öngörülen mali hakları ödeyemeyeceğinin anlaşılması üzerine tarafların 23.05.2005 tarihinde yeniden bir araya gelerek imzaladıkları "Tutanaktır" başlıklı ek protokolle ...'in bazı maddelerinde değişiklik yapıldığı anlaşılmaktadır. ...'de değişiklik yapılmasına ilişkin protokol geçerli olup davacı yönünden de bağlayıcıdır. Bu durumda dava konusu taleplerle ilgili değerlendirme yapılırken söz konusu ek protokolün de nazara alınması gerekirken bunun yapılmaması hatalı olmuştur.
Mahkemece, hükme esas alınan 25.08.2008 havale tarihli bilirkişi raporunun "sonuç" başlıklı kısmında birinci ihtimal olarak yer verilmiş ve ...'deki değişikliklerde dikkate alınarak yapılan hesaplamalar nazara alınarak taleplerle ilgili yeniden hüküm kurulması gerekmektedir. Yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.