MAHKEMESİ:... Mahkemesi
DAVA:Davacı, kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 07.04.1997 tarihinde davalı şirkete ait işyerinde çalışmaya başladığını, ücret alacaklarının ödenmemesi sebebi ile 05.09.2011 tarihinde ... sözleşmesinin kendileri tarafından feshedildiğini, sabah 08.00 akşam 20.00 arası çalıştığını ileri sürerek, kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının emeklilik dilekçesi vererek ibraname imzaladığını, ibraname doğrultusunda hiçbir alacağının bulunmadığını bordroların itiraz edilmeksizin davacı tarafından imzalandığını, bu sebeple fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarını isteyemeyeceğini, ayrıca zamanaşımı koşullarının oluştuğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının istifa ettiğinden kıdem tazminatını hak edemeyeceği gerekçesi ile kıdem tazminatı talebinin reddine, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-İşçinin ödenmeyen işçilik alacakları sebebiyle ... sözleşmesini haklı olarak feshedip feshetmediği, taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret, işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. 4857 sayılı ... Kanunu'nun 32/4. maddesinde ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır. Yine 4857 sayılı Kanun'da, 5953 sayılı Basın ... Kanunu'nun 14. maddesinde öngörüldüğü gibi ücretin peşin ödeneceği öngörülmemiştir. Buna göre, aksi bireysel ya da toplu ... sözleşmesinde kararlaştırılmadığı sürece işçinin ücreti bir ay çalışıldıktan sora ödenmelidir.
Ücreti ödenmeyen işçinin bu ücretini işverenden dava ya da icra takibi gibi kanuni yollardan talep etmesi mümkündür.
1475 sayılı ... Kanunu döneminde bunun dışında toplu olarak hareket etmemek ve kanun dışı grev kapsamında sayılmamak kaydıyla mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 81. maddesi uyarınca ücreti ödeninceye kadar ... görme edimini ifa etmekten, yani çalışmaktan kaçınabileceği kabul edilmekteydi. 4857 sayılı Kanun'da ücret daha fazla güvence altına alınmış ve işçi ücretinin yirmi gün içinde ödenmemesi durumunda işçinin ... görme edimini yerine getirmekten kaçınabileceği açıkça düzenlenmiş ve bunun toplu bir nitelik kazanması durumunda dahi, kanun dışı grev sayılamayacağı kurala bağlanmıştır.
Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar ... görme edimini yerine getirmekten kaçınması, ... ilişkisinin devamında bazı sorunlara yol açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı sebebe dayanarak ... sözleşmesini feshetme hakkı da tanınmıştır.
İşçinin ücretinin kanun veya sözleşme hükümlerine göre ödenmemesi işçiye bu imkanı verir. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsizdir.
Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin kanun ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanmış olması gerekir.
4857 sayılı Kanun'un 24/II-e bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak değerlendirilmelidir. İkramiye, primi, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların da ödenmemesi işçiye haklı fesih imkanı verir.
Somut olayda, dosya içeriğinden, davacının fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödenmediği, 4857 sayılı Kanun'un 24/II-e maddesi uyarınca haklı olarak davacı tarafından ... sözleşmesinin sona erdirildiği anlaşılmaktadır. Davacının istifa dilekçesinde hiçbir gerekçe göstermemesi sonuca etkili değildir. Bu durumda, kıdem tazminatının kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Öte yandan, taraflar arasında davacı işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında da uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı Kanun'un 59. maddesinde, ... sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Davalı işveren tarafından, talep konusu dönemde yıllık ücretlerin kullandırıldığı ve ücretlerinin ödendiği usulüne uygun tutulmuş işçi imzasını taşıyan yıllık izin defteri ile kanıtlanamamıştır. Ancak yargılama sırasında, davalı vekili tarafından sunulan ibraname gerekçede değerlendirilmemiştir. İbraname savunması hakkı ortadan kaldırabilecek itiraz niteliğinde olmakla yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Mahkemece, 09.09.2004 tarihli ibraname davacıya gösterilmeli, içeriği hakkındaki diyecekleri sorulmalı, imzaya itirazı olmadığı takdirde yıllık izin ücreti alacağı hesabında bu belge dikkate alınmalıdır. Yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması da isabetsizdir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.