MAHKEMESİ:... Mahkemesi
DAVA:Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra-inkar tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 25.01.2007 tarihinde davalılardan ... ... ... A.Ş.'de çalışmaya başladığını ve 01.05.2010 tarihinde emekli olduğunu, Mayıs/2010'da, 5.544,26 TL ödeme yapılacağına ilişkin kıdem ve ihbar tazminatı bordrosu düzenlendiğini, ancak bugüne kadar ödeme yapılmadığını, bu arada işyerinin el değiştirdiğini ve diğer davalı ... ... Tic. Ltd. Şti. tarafından devir alındığını, her iki davalı hakkında ... 26. İcra Müdürlüğü'nün 2011/2333 esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, ancak davalılar takibe itiraz ettikleri için takibin durduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve %40'tan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalılar, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, mahkeme dışında yapılan sulh sözleşmesinin geçerliliği ve davaya etkisi noktalarında toplanmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 313. maddesine göre, sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek
amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir. Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir. Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir. Aynı Kanun'un 314. maddesinde ise, sulhun, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği hükme bağlanmıştır. Yine anılan Kanun'un 315. maddesi gereğince, sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir. İrade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hâllerinde sulhun iptali istenebilir.
Somut olayda, yargılama sırasında 21.09.2012 tarihinde imzalanan “Sulh ve ibra protokolü” başlıklı belge ile davacı vekili ile davalılardan ... ... Ltd. Şti. vekili arasında davaya konu işçilik alacakları yönünden bir anlaşmaya varılmıştır.
Mahkemece, anılan protokol tartışılmadan davalılardan ... ... ... A.Ş. yönünden davanın kısmen kabulüne ve davalılardan ... ... Ltd. Şti. yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. Anılan belge bir değerlendirmeye tabi tutularak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, kararın gerekçesinde tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy