MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA:Davacı, fazla mesai, ücret alacağı ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının, Sağlık Bakanlığına bağlı hastanede alt işveren işçisi olarak çalıştığını belirterek müvekkilinin ücret, fazla mesai ücreti ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekilleri ayrı ayrı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini yatırmayan davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Dosya içeriğine göre, yargılama sırasında mahkemece davacı vekiline bilirkişi ücretini yatırması için kesin süre tanınmış, süresinde gerekli ücretin yatırılmaması üzerine de davanın, ispat edilememesi nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bilirkişi ücretinin yatırılmaması, delil ikamesinden kaçınma anlamına gelmemektedir. Belirtilen alacakların tahsili isteğini içeren bir davada bilirkişi incelemesi, sadece toplanan delillerden bir hesaplama yapılmasına ilişkindir. Nitekim gerekli deliller toplanmış, taraf tanıkları da dinlenmiştir. Yalnız hesaplama yapılmasına dair bir husus, talebin esastan reddini gerektirmez. Mahkemece, bilirkişi ücretini yatırmamak nedeniyle davanın ispatlanamadığından bahisle esastan red kararı verilmesi hatalı olup, davanın usul yönünden reddine dair karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 26.12.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Somut olayda, davalıya ait işyerinde güvenlik görevlisi olarak çalışan davacı işçi, yaptığı fazla mesai ve genel tatillerdeki çalışmalarının karşılığının ödenmediğini, ücretinin ise eksik ödendiğini ileri sürerek fazla mesai, genel tatil ve fark ücret alacağının hüküm altına alınması isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece 17.07.2012 tarihli oturumda 200 TL bilirkişi ücretini yatırmak üzere davacı tarafa kesin süre verilmiş, davacının süresinde yatırmaması üzerine davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Dairemizce verilen bozma kararında bilirkişi ücretinin yatırılmaması nedeniyle davanın esastan değil, usulden reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266.maddesine göre hâkim, hukuki bilgisi dışında kalan, çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda bilirkişiye başvurabilir. Hukuki konularda veya çözümü özel ve teknik bilgi gerektirmeyen konularda bilirkişiye başvurulamaz.
Davacı işçi, fazla çalışma yaptığını ve genel tatillerde çalıştırıldığını tanık anlatımlarıyla kanıtlamıştır. Tanık anlatımları doğrultusunda işçi alacağını hesaplamak özel ve teknik bilgi gerektirmemektedir. Uygulamada işlerin yoğunluğu nedeniyle hâkimlerin hesaplama için bilirkişiye başvurduklarına sıkça rastlanmaktadır. Ancak, bu durumda teknik anlamda bir bilirkişi incelemesinden söz edilemez. Başka bir anlatımla, hukuki bilgi çerçevesinde çözümü mümkün konularda bilirkişiye gidilmesi halinde, alınacak bilirkişi görüşünün delil değeri bulunmamaktadır. Bu durumda bilirkişi ücretinin yatırılmaması bir ispat sorunu olarak değerlendirilemeyeceğinden, somut olayda olduğu gibi davanın ispat edilemediği gerekçesiyle reddi isabetli değildir.
Öte yandan, bilirkişi ücretinin yatırılması dava şartı olarak değerlendirilemez. Bu nedenle bozma kararında olduğu gibi davanın usulden reddine karar verilmesi de mümkün değildir.
Dosya içeriğine göre davacı tarafından ispatlanan alacakların hâkim tarafından hesaplanabilmesi mümkün olduğundan, davacı tarafın bilirkişi ücretini yatırmaması nedeniyle davanın ne esastan ne de usulden bozulması gerekir. Mahkemece hesaplama yapılarak sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Belirttiğim nedenlerle kararın bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyorum.26.12.2013