MAHKEMESİ : Çorlu 1. İş Mahkemesi
TARİHİ : 09/10/2012
NUMARASI : 2009/1195-2012/852
DAVA : Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, ücret alacağı, fazla mesai ücreti ile yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilin iş sözleşmesinin haklı ve geçerli sebep olmaksızın feshedildiğini belirterek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, iş sözleşmesinin devamsızlık sebebiyle haklı sebeple feshedildiğini ve davacının alacağının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ve ücret alacağı yönünden davanın kabulüne, fazla mesai ücreti yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında kıdem tazminatının ödenmesi yönünden uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda, davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında yapılan anlaşmaya göre, kıdem tazminatına karşılık olmak üzere davacıya bireysel emeklilik sigortası yapıldığını, primlerin müvekkili tarafından ödendiğini, iş sözleşmesinin feshinden sonra, davacının, kıdem tazminatına karşılık olarak birikmiş parayı aldığını iddia etmiştir.
Dosya içeriğinden, katılımcısı davacı olan ve ödemeleri davalı tarafından yapılan, Avivasa Sigorta nezdinde akdedilen bireysel emeklilik sözleşmesinin sonlandırılması sebebiyle 3.151,57 TL tutarında ödeme yapıldığı, ancak mahkemece bu hususta herhangi bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Şu halde, mahkemece, davacıya anılan tutarda ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise kıdem tazminatına mahsuben ödenip ödenmediği araştırılmalı, bu hususta gerekirse davacı isticvap edilmeli ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde bu ödemenin kıdem tazminatı karşılığı olup olmadığı belirlenmelidir. Bu anlamda, anılan tutarın hesaplanan kıdem tazminatı alacağından mahsup edilip edilmeyeceği belirlendikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
3-Taraflar arasında davacının yıllık izin ücreti alacağının bulunup bulunmadığı uyuşmazlık konusudur.
Dosya içeriğinden, davacının, 26.07.2007 ve 05.07.2008 tarihlerinde, davalıya hitaben yıllık iznini kullanmak istediğine dair yazdığı imzalı dilekçelerinin bulunduğu, ancak mahkemece, anılan dilekçelerin bir değerlendirmeye tabi tutulmadığı anlaşılmaktadır. Davacının, söz konusu dilekçeleri karşılığında yıllık ücretli izin kullanıp kullanmadığı tespit edilmeli, gerekirse davacı isticvap edilerek bu husus duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmeli ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir. Mahkemece, bu yön araştırılmaksızın eksik inceleme ile hüküm tesisi isabetsizdir.
4-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Söz konusu alacakların ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de iddia edilen dönemlerde çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Bu alacakların yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Somut olayda, dava dilekçesinde fazla mesai ücreti isteğinde bulunulmuş olup, hafta tatili ücreti alacağına ilişkin bir talep yer almamaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi ./..
raporunda, tanık beyanları ve dava dilekçesindeki talep nazara alınarak, davacının haftada altı günlük çalışmasının yanında ayda iki Pazar daha çalışmasının kabulü ile fazla çalışma ücreti belirlenmiş ise de, fazla mesai ücreti adı altında, esasen, talep edilmemiş bulunan hafta tatili ücreti hesaplanmış olmaktadır. Buna göre, davacının, hafta tatili ücreti talebi olmadığı halde, ayda iki Pazar daha çalıştığı kabul edilerek fazla çalışma ücretinin hüküm altına alınması doğru olmamıştır. Mahkemece, davacının, sadece haftanın altı günü çalıştığı kabul edilerek fazla çalışma alacağının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy