MAHKEMESİ : Şanlıurfa 1. İş Mahkemesi
TARİHİ : 16/10/2012
NUMARASI : 2011/374-2012/837
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı fazla mesai, yıllık izin, ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı, davalıya bağlı yüksekokulda temizlik işçisi olarak çalıştığı sırada iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından bildirimsiz feshedildiğini, hak kazandığı kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmediğini, çalıştığı süre içerisinde fazla mesai ücreti ödenmediğini, bayram ve genel tatil günleri ücretleri ile hak kazandığı yıllık izinleri karşılığı ücretlerinin verilmediğini iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, bayram-genel tatil ücretinin, fesih tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz yürütülmek suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, üniversitenin merkez ve ilçelerde bulunan birimlerinin temizlik işini ihale yolu ile dava dışı şirkete verildiğini, davacının bu şirket bünyesinde işçi olarak çalıştığını, hak ve alacaklarından yüklenici şirketin sorumlu olduğunu, hafta içi beş gün mesai saatleri dışında çalışmanın söz konusu olmadığını, çalıştırılacak işçilerin yükümlülüklerinin ihaleyi alan şirkete ait olduğunu, bu nedenle idarenin hizmet alımında çalışan işçilere karşı herhangi bir yükümlülüğünün bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla mesai ve genel tatil ücreti alacaklarının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı temyiz etmiştir.
1-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının fazla mesai alacağına hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir.
Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir.
Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille sözkonusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde 4857 sayılı İş Kanunu'nun 68. maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin dikkate alınması gerekir.
Somut olayda, hükme dayanak teşkil eden bilirkişi raporunda, tanık beyanına göre davacının 01.12.1995'den-01.12.2008 tarihine kadar haftanın altı günü 06:00-17:00 saatleri arası çalıştığı kabulü ile işçilik alacakları hesaplanmış ve mahkemece bilirkişi raporundaki hesaplama doğrultusunda dava konusu alacaklar hüküm altına alınmıştır.
Kural olarak kamu kurumlarında haftanın beş günü çalışma yapıldığı halde davacının haftanın altı günü çalıştığı yönünde aralarında menfaat birliği bulunan tek bir tanığın beyanları ile sonuca gidilmesi ve bu sonuç çerçevesinde fazla mesai ve genel tatil alacaklarının kabulü hatalı olmuştur.
2-Hizmet süresi konusunda davacının çalıştığını iddia ettiği süre için sigorta kayıtlarına göre işveren olarak görülen kişilerle davalı üniversite arasında asıl-alt işveren ilişkisi bulunup bulunmadığı yönünden inceleme yapılmadan davacının yaklaşık on üç yıllık hizmete göre kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin alacağı hesaplanması hatalı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi