MAHKEMESİ : Çorlu 1. İş Mahkemesi
TARİHİ : 25/09/2012
NUMARASI : 2011/731-2012/806
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, ücret ve asgari geçim indirim ücreti ile ikramiye alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı, davalıya ait iş yerinde 11.08.2009-23.11.2011 tarihleri arasında çalıştığını iş sözleşmesinin işverence haksız fesih edildiğini, hak kazandığı yıllık izinlerinin kullandırılmadığını ve ödenmemiş ücret ve ikramiye alacaklarının bulunduğunu ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin, işverenin bir başka işçisine sataşması nedeni ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II-d maddesi gereğince haklı sebebe dayalı feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin, davalı işverence haksız feshedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçinin iş verenin bir başka işçisine sataşması nedeni ile iş akdinin haklı sebeple feshedilip edilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı Kanun’un 25’inci maddesinin II’nci bendinin (d) fıkrasına göre, işçinin işverene veya ailesine karşı şeref ve namusuna dokunacak sözler söylemesi veya davranışlarda bulunması ya da işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması veya işçinin işverene veya aile üyelerinden birine sataşması haklı fesih nedeni olarak sayılmıştır. Böyle durumlarda işçi, anayasanın 25 ve 26’ncı maddesi ile güvence altına alınmış düşünceyi açıklama özgürlüğüne dayanamaz.
Somut olayda, feshe dayanak yapılan eyleme ilişkin düzenlenen 19.11.2011 tarihli şikayet dilekçesi içeriği ve tanık beyanları ile, feshe konu olay tarihinde davacının amiri konumunda bulunan Ertunç Torun isimli çalışanın, davacıyı görev yerini molalar dışında terk etmemesi hususunda uyarması üzerine, davacının yemekhane içerisinde başka işçilerinin huzurunda amirine “ adam kayırıyorsun” diyerek bağırdığı sabittir. Ayrıca bu olay sonrasında davacının süpervizörler odasına gelerek aynı çalışanı “Bunun dışarısı da var, dışarıda görüşürüz” şeklinde sözler ile tehdit ettiği hem disiplin soruşturması sırasında, hem de mahkeme huzurunda beyanları alınan davalı tanıkları tarafından doğrulanmıştır.
Mahkemece, her ne kadar yemekhanede yaşanan tartışmanın feshi gerektirecek ağırlıkta bir eylem olmadığı kanaati ile kıdem ve ihbar tazminatı istemlerinin kabulüne karar verilmiş ise de, bu tartışma sonrasında süpervizör odasında yaşanan tehdit olayına ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı görülmektedir.
Davacının davranışları bir bütün olarak ele alındığında, feshe dayanak yapılan eylemi 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 25’inci maddesinin II’nci bendinin (d) fıkrasına göre, iş verenin bir başka işçisine sataşması niteliğinde olup iş akdinin davalı işverence haklı nedene dayalı feshedildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının kıdem ve ihbar tazminatı istemlerinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olup kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 03.12.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy