MAHKEMESİ : Gebze 1. İş Mahkemesi
TARİHİ : 13/11/2012
NUMARASI : 2010/510-2012/717
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin haklı neden olmadan işverence feshedildiğini, işçilik alacaklarının ise ödenmediğini beyanla, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ve fazla çalışma ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, iş sözleşmesinin müvekkili işverence haklı nedenle feshedildiğini, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, sair ödenmemiş işçilik alacağının ise bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilip feshedilmediği ve dolayısıyla kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı noktalarında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır.
4857 sayılı Kanunu'nun 25. maddesinin (II) numaralı bendinin (ı) alt bendinde ise, işverenin malı olan veya eli altında bulunan makine, tesisat, eşya ya da maddelere otuz günlük ücreti tutarını aşacak şekilde zarar vermesi halinde, işverenin haklı fesih imkanının bulunduğu belirtilmiştir. Zararın işçinin kasıtlı davranışından ya da taksirli eyleminden kaynaklanmasının hukuki sonuca etkisi bulunmamaktadır. Maddede sözü edilen ücret dar anlamda ücrettir. İkramiye, prim, fazla çalışma ücreti ve benzeri ödemeler bu maddede yer alan otuz günlük ücret içersinde değerlendirilmemelidir. Zararın otuz günlük ücreti aşması durumunda işverenin fesih hakkı doğar. İşçinin zararı derhal ödemiş ya da ödeyecek olması, işverenin bu hakkını ortadan kaldırmaz. İşverence zarar tutarının işçiden talep edilmemiş olması fesih hakkını ortadan kaldırmaz.
Somut olayda, davalıya ait işyerinde güvenlik görevlisi olarak çalışan davacı işçinin iş sözleşmesi, 12.05.2010 tarihinde saat 22:03'de görev yerini izinsiz olarak terk etmesi, işyerinden ayrılırken yine izinsiz şekilde şirkete ait aracı kullanması, yaklaşık yirmi dakika sonra şirkete aracı hasarlı vaziyette geri getirmesi, anılan hasarın ve görev yerini terkin yetkililerden saklanılması ve şirketin zararına neden olması gerekçeleriyle feshedilmiştir.
Dinlenen davacı tanıklarının bilgisi bulunmamaktadır. 13.05.2010 tarihli işveren yetkililerince hazırlanan tespit tutanağı düzenleyicilerinden davalı tanığı Ş.... Y...., şirket araçlarından birinde hasar görülmesi üzerine durumun araştırılarak kamera kayıtlarının izlendiğini ve aracın saat 22:00 sıralarında davacı tarafından alındığının görüldüğünü, davacıdan sorulduğunda ise bankaya gitmek için aracın kullanıldığını, araçtaki hasarın ise aracın yanına park ettiği motorsikletinin aracın üzerine devrilmesi neticesinde meydana gelmiş olduğunu beyan ettiğini bildirmiştir.
Davacının kolluk biriminde şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinde, 12.05.2010 tarihinde saat 22:00 sıralarında, fabrika içerisinde kontak anahtarı üzerinde bulunan 41 UN ... plaka sayılı aracı alarak işyerinden ayrıldığını, sağlık sorunları bulunan eşini kontrol etmek üzere eve gittiğini, onbeş dakika sonra ise geri geldiğini, araçla kaza yapmadığını, araca zarar vermediğini bildirmiştir.
Dosyaya sunulmuş, kolluk görevlileri tarafından düzenlenmiş görgü ve tespit tutanağı başlıklı 13.05.2010 tarihli tutanakta, davalı işveren adına kayıtlı 41 UN .... plaka sayılı araçtaki hasar tespit edilmiştir.
Dava dışı ... Oto Paz. Ve Tic. A.Ş. tarafından davalı şirkete hitaben düzenlenen 41 UN ... plaka sayılı araçla ilgili 02.06.2010 tarihli servis faturasının, 1303,90 TL bedelli olduğu görülmektedir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, güvenlik görevlisi olarak çalışan davacının 12.05.2010 tarihinde saat 22:00 sıralarında, işyeri yetkililerine haber vermeden izinsiz şekilde işyerinden ayrıldığı, ayrıca işyeri otoparkında bulunan davalı işverene ait 41 UN ... plaka sayılı aracı da yine izinsiz olarak aldığı, aracı otuz günlük ücreti tutarıyla karşılanamayacak miktarda hasara uğrattığı, kısa süre sonra işyerine geri döndüğü, işyeri yetkililerince durumun fark edilmesine kadar olanları sakladığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı, izin aldığını ve araçtaki hasarın da kendisiyle ilgili olmadığını iddia etmiş ise de, davalı tanığı beyanı ve düzenlenen tutanaklar ile servis faturasından iddianın aksi kanıtlanmış vaziyettedir. Davacının doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması ve işverene ait araca otuz günlük ücreti tutarını aşacak şekilde zarar vermesi şeklindeki davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshi haklı nedene dayanmaktadır. Hal böyleyken kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi