(4857 S. K. m. 20, 25, 26)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, istemi kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar vekillerince temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi C. Sarı İyisan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatla boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davacının mesai saatlerinde ahlak kurallarına uymadığını ve bir kadına cinsel tacizde bulunduğunu bu sebeple iş sözleşmesinin haklı olarak feshedildiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı belediye vekili, davanın husumet yokluğu sebebiyle reddini istemiştir.
Mahkemece: davacının feshe konu taciz eyleminin davalı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 25 II- c bendinde. İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması hali işveren için haklı fesih nedeni olarak öngörülmüştür.
4857 Sayılı Kanun'un 26. maddesine göre haklı fesih nedeninin ortaya çıkması halinde feshe neden olan olayın diğer tarafça öğretilmesinden itibaren altı işgünü ve herhalde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde iş sözleşmesinin feshedilmesi gerekir. Aksi halde fesih haksız hale gelir.
Somut olayda, davacı işçi davalı şirkette temizlik işçisi olarak çalışmakta iken, işyerinde bulunan kadın işçilere cinsel tacizde bulunduğundan iş sözleşmesi feshedilmiştir. Dosyaya sunulan şikayet dilekçeleri ve tanık beyanlarından davacının, diğer işçilere ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayacak şekilde davrandığı anlaşılmıştır. İş sözleşmesi bu davranışları dikkate alınarak İş Kanunu'nun 25/II-c fıkrası gereğince feshin haklı nedene dayandığı kabul edilmelidir. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü hatalı olmuştur.
Belirtilen nedenlerle, 4857 Sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda belirtilen nedenlerle:
1) Mahkemenin yukarda tarih ve sayısı belirtilen kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2) Davanın reddine,
3) Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4) Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 90,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsiliyle davalıya ödenmesine,
5) Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6) Peşin alınan temyiz harcının istemi halinde davalıya iadesine, kesin olarak, 29.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy