MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı banka vekili, davalının davacı bankanın ... şubesinin sözleşmesi feshedilen eski müdürü olduğunu, ... ... adlı banka çalışanının zimmete para geçirmesi olayında şube müdürü olan davalının müşterek faili olarak sorumlu bulunduğunun müfettiş raporuyla belirlendiğini, bankanın davalının eylemlerinden kaynaklanan zararlarının olduğunu, davalı bankanın uğramış olduğu zararların tazmini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı bankanın zararının oluşmasına sebep olan işlemleri banka görevlisi ... ...’ın yaptığını, banka disiplin kurulu kararı düzenlenirken disiplin kurulunca savunmasının alınmadığını, hazırlanan karar ve müfettiş raporları tarafsız düzenlenmediğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının davacı bankanın zararın oluşmasına ilişkin eylemleri sebebiyle hakkında açılan ceza dosyasından davalının atılı suçlamalardan kusuru bulunamadığından beraat ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı temyizi yönünden;
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, ceza davasının bekletici mesele yapılıp yapılmayacağı ve ceza davasında verilen beraat kararının hukuk davasına etkisi noktasında toplanmaktadır.
Ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi, dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 53. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan madde hükmüne göre, “Hakim, kusur olup olmadığına, yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.”
Aynı husus 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesinde de düzenlemektedir. Maddeye göre, “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.
Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.”
Görüldüğü üzere gerek 818 sayılı Kanunun 53, gerekse 6098 sayılı Kanun'un 74. maddeleri uyarınca hukuk hakimi ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında esas hukuku bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır.
Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımı, aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının da, kişi ilişkilerinin medeni hukuk alanında düzenlenmesi, özellikle tazmin şartlarını öngörmesi esasına dayanmaktadır.
Maddenin açık hükmü uyarınca ve ayrıca hukuk ile ceza davalarının konuları, tarafları ve amaçları farklı olduğundan ceza mahkemesi kararları kural olarak hukuk mahkemesi için kesin hüküm oluşturmaz; hukuk hakimi kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değildir.
818 sayılı Kanun'un 53. maddesiyle Ceza Hukuku ile Medeni Hukuk arasındaki ilişkiye yer verilmiştir. Madde irdelenirken Ceza Mahkemesinin “delil yetersizliğine dayanan beraat kararının” hukuk hakimini bağlamıyacağı ancak beraat kararı bir maddi olguyu tesbit ediyorsa bu kararın hukuk hakimini bağlayacağı, beraat kararı suçun sanıklar tarafından işlenmediğinin kesin olarak tesbiti olgusuna dayanıyorsa, bu kararın hukuk hakimini de bağlayacağı, bundan başka kusurun takdiri ve zararın miktarını tayini hususundaki kararın hukuk hakimini bağlamıyacağı hüküm altına alınmıştır.
Bu durumda, ceza mahkemesi kararının kusurun varlığı ve zarar miktarının belirlenmesi konusunda hukuk hakimini bağlamıyacağı kuşkusuzdur.
Ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir.
818 sayılı Kanun'un 53. maddesinin uygulanmasında ceza hakiminin, suçun sanık tarafından işlenmediğinin tespit olunması ya da suçun sübut bulmamış olması nedeniyle beraat kararı vermesi ile, sanığın kendisine yüklenen suçu işlediği yolunda kesin delil bulunmaması sebebiyle beraat kararı vermesi farklı sonuçlar doğurur.
Dosya içeriğine göre davalının davacı bankaya ait şubede şube müdürü olarak çalıştığı dönem içindeki bazı işlemlere ilişkin ... ...’ın davacı bankayı zarara uğrattıkları iddiasıyla banka müfettişleri tarafından yapılan denetim sonucunda davalı ve bir kısım banka çalışanı hakkında suç duyurusunda bulunulmuş. Davalı ve diğer banka çalışanı ... ... hakkında Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/38 esas 2010/195 karar sayılı dava dosyasında nitelikli banka zimmeti ve denetim görevinin İhmali sebebiyle dava açıldığı, bu dava sonucunda davalının üzerine atılı suçlarından delil yetersizliğinden dolayı beraat ettiği, bu kararın davalı yönünden Yargıtay 7. Ceza dairesinin 13.10.2011 gün 2011/4969 esas 2011/18208 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Sanık ...
...’ın mahkumiyetine ilişkin hüküm ise eksik soruşturma yapıldığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Davacı bankanın zarara uğramasına sebep olan işlemlerden dolayı açılan ceza davasında davalı delil yetersizliği sebebi ile beraat etmiş olmasına ve davalının banka müdürü olarak çalıştığı şubede davalının maiyetinde çalışan olması karşısında, davalının ceza dosyasında beraat ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Öte yandan davacının dava konusu eylemlerin bir kısmını işyerinde davacının maiyetinde çalışan banka çalışanı ... ... ile birlikte gerçekleştirdikleri iddia olunmasına göre davacının gerek kusur gerekse tazmin edilmesi gereken tazminat miktarının belirlenmesi için sanık ... hakkındaki ceza davasının bekletici mesele yapılması zorunludur.
Bu sebeple öncelikle ... ... hakkında açılan ceza davasının bekletici mesele yapılarak mahkemece bankacılık mevzuatı ve teamülleri konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor da alınarak davacı bankanın zararının oluşumunda davalıya atfı kabil kusur bulunup bulunmadığı, kusuru varsa davacı bankaya karşı sorumlu olduğu miktar belirlenmeli ve tüm deliller yeniden bir değerlendirmeye tabi tutularak sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.