MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA: Taraflar arasındaki, ücret alacağının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi taraflar avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08.10.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Avukat ... ile karşı taraf adına Avukat..... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı yurt dışında belirli iş sözleşmesi ile çalıştığını ücretlerinin ödenmemesi sebebiyle iş sözleşmesini kendisinin haklı olarak feshettiğini ileri sürerek çalıştığı süreler için ödenmeyen 31.450,00 TL ile sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi ile ortaya çıkan 238.000,00 TL bakiye süre ücretinin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davacı ile yurt dışında kurulan şirket ile sözleşme imzalandığını davalı şirkete husumet yönetilemeyeceğini uyuşmazlığın genel mahkemelerde görülmesi gerektiğini, sözleşmeyi feshetmeden doksan gün önce haber vermesi gerektiğini sözleşmede aylık 3.500 $ ücretin belirlendiğini ve bir yıllık ücretinin hesabına yatırıldığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bilirkişi raporuna göre isteklerin kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı temyizi üzerine yapılan incelemesi sonucunda Dairemiz; taraflar arasında iki sözleşme yapıldığı sonraki tarihli sözleşmenin belirsiz süreli olduğu, kaldı ki, ilk sözleşme her zaman bildirimli fesih hakkı saklı tutulan “Azami Süreli Sözleşme” niteliğinde olduğu ve bu sözleşmenin süresi doluncaya kadar da belirsiz süreli sözleşme sonuçlarına tabi olduğu belirtilerek bakiye süre ücretine ilişkin istemin reddi yerine kısmen kabulüne karar verilmesini bozma nedeni yapmıştır . Mahkemece bozma kararına uyularak davanın kısmen kabulüne, bakiye süre ücreti isteğinin reddine kara verilmiş ise de yargılama giderleri konusunda kurulan hüküm hatalı olmuştur
Karar taraflar vekillerince süresinde temyiz edilmiştir
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir,
2- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326/1-2 maddesinde kanunda sayılan haller dışında yargılama giderinin, aleyhine hüküm verilen tarafa yükleneceği, kısmen haklı çıkılması durumunda da haklılık oranına göre taraflar arasında paylaştırılacağı düzenlenmiştir. Mahkeme harç ve yargılama masrafı toplamı üzerinden yargılama masrafları paylaştırılarak karar verilmiştir. Buna göre harcın ayrıca aşağıdaki şekilde düzletilmesine karar verildiği, tarafların itirazına uğramayan masrafın da kabul ve ret oranına göre ayrıca belirlenmesi gerekirken denetime elverişli olmayacak şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştu.
3- 492 sayılı Harçlar Kanunu 8. maddesinde bir hükmün bozulmasını mütaakıp verilecek hükümlerden yeni bir hüküm gibi karar ve ilam harcı alınacağı ve bozulan hükümden evvelce alınmış olan karar ve ilam harcı, mütaakıp hükme ait harçtan mahsup olunacağı düzenlenmiştir. Özel düzenlemeler dışında kural olarak yargı harçları aleyhine hüküm kurulan tarafa yüklenir. Harç kamu alacağı olduğundan konunun re'sen dikkate alınması gerekir. Karar tarihinde anılan Kanunun (I) sayılı tarife'si uyarınca nisbi harcın hüküm altına alınan tutarın binde 59,4 oranında olduğu belirtilmiştir. Somut olayda hüküm altına alınan miktar sebebiyle alınması gereken harcın hesabında bir hata bulunmamaktadır. Ancak davalı taraf ilk kararı temyiz ederken bakiye karar harcı olarak 8.145,10 TL 20.02.2012 tarihinde vezneye yatırmıştır. Bu durumda alınması gereken 3.083,34 TL nisbi harcın yatırılan bu karar ilam harcından mahsup edilerek kalanının davalıya verilmesi ve davacı tarafından yatırılan harç tutarlarının da iadesine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile karar verilmesi bozma sebebidir.
Ancak belirtilen bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi uyarınca aşağıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ:Temyiz olunan mahkeme kararının hüküm fıkrasının 2. ve 3. bentlerinin silinerek yerine; “2- Hüküm altına alınan miktar üzerinden Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 3.083,34 TL nisbi harç ile 15,60 TL başvuru harcı toplamı olan 3.098,94 TL'nın davalı tarafından yatırılan 8.145,10 TL bakiye karar harcından mahsubu ile hazineye irat kaydına kalanın davalıya, davacı tarafından peşin yatırılan harç tutarlarının da davacı taraf karar kesinleştiğinde istek halinde iadesine, 3- Davacı tarafından yapılan toplam 265,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 31,00 TL'nın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerine bırakılmasına” rakam ve sözcüklerinin yazılarak hükmün bu düzletilmiş şekli ile ONANMASINA, davalı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine, 08.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi