MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, ikramiye, asgari geçim indirimi, ücret ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı ... davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalı işverence iş sözleşmesinin geçerli nedene dayanmaksızın feshedildiğini belirterek bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı vekili; iş akdinin ekonomik gerekçelerle geçerli sebeple feshedildiğini ve davacının davalı işverenden herhangi bir alacağı bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davalı işveren tarafından geçerli feshin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm,davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta primi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda, davacı 2.200,00 TL ücretle çalıştığını iddia ederken, davalı vekili davacının asgari ücret aldığını ileri sürmüştür. Sosyal Güvenlik Kurumu hizmet döküm cetvelinde asgari ücret üzerinden prim yatırıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından delil olarak sunulan 05.05.2006 tarihli işveren tarafından düzenlenen belgede ise davacının ücretinin anılan tarih itibariyle 1.200,00 TL olarak belirtildiği görülmüştür. Davacı tanığı ..... davacının 2.200,00 TL ücret aldığını, yine davacı tanığı olan aynı zamanda davacının eşi ..... ise davacının 2.250,00 TL ücret karşılığını çalıştığını ifade etmişleridir. Emsal ücret araştırması bakımından Hizmet-İş Sendikasına yazılan yazıya ilgili işyerinin sendikanın iş kolunda kalmadığı, İstanbul Ticaret Odası, İstanbul Mimarlar Mühendisler Odası ve İstanbul İhracatçılar Birliğine yazılan yazılara ise özetle ücretin piyasa koşullarına ve tarafların iradesine göre belirlendiği şeklinde cevap verilmiştir. Tüm tespitler karşısında ve özellikle işverence düzenlenen ücrete dair 05.05.2006 tarihli belge karşısında davacının asgari ücretin üzerinde ücret aldığı anlaşılmaktadır. Emsal ücret araştırmasından da sonuç elde edilemediğine göre geriye tanık ifadeleri kalmaktadır ki davacı ...davacının iddiasını doğrulayan beyanda bulunmuştur. Davacının yaptığı iş ve kıdemi nazara alındığından tanık tarafından ifade edilen ücretin makul bir ücret olduğu değerlendirilmiştir. Bu sebeplerle davacının ücretinin net 2.200,00 TL kabul edilerek davaya konu alacak kalemlerinin hesaplanması gerekirken asgari ücret üzerinden yapılan hesaba göre karar verilmesi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 05.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.