MAHKEMESİ:İş Mahkemesi(Müstemir Yetkili)
DAVA:Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, performans ücreti, fazla çalışma ücreti, bayram tatili ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık izin ücreti, kötü niyet tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, iş sözleşmesinin haksız olarak işverence fesih edildiğini ileri sürerek, kıdem, ihbar, kötüniyet tazminatları ile fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti, performans ücreti niteliğindeki ikramiye, bayram tatili ücreti, hafta tatili ücreti alacakları istemiştir.
Davalı şirket vekili, davacının çalıştığı dönem boyunca tüm ücret, varsa yaptığı hafta tatili çalışması ve diğer işçilik hak edişlerinin ödenmiş olduğunu, davacının kendi imzaladığı bodro ve banka kayıtlarının da bu doğrultuda olduğunu, davacının yıllık izinlerini kullandığını, davacının işyerinde performans ödemesi şeklinde bir ikramiye ödemesine hak kazanmışlığının bulunmadığını, davacının iş sözleşmesinin davalı şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğini, bu nedenle de davacının kıdem ve ihbar tazminatını haketmediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı temyiz etmiştir.
Anayasa’nın 141. maddesinde vurgulandığı ve 6100 sayılı HMK'nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı HUMK’nun 388 ve 389. maddelerinde de açıklandığı üzere, mahkeme kararları iddia, savunma ve tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, ihtilaflı konular hakkındaki delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma sebepleri, sabit görülen vakıaların neler olduğu ve bunlardan çıkan sonuçlar ile hukuki sebepler gösterilerek gerekçeli biçimde yazılmalıdır.
Öte yandan, mahkeme kararlarındaki gerekçelerin hüküm fıkralarına uygun olması gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06.03.1963 gün ve 1963/4-99 esas, 1963/37 karar sayılı Kararı) Oysa, gerekçe ile hüküm fıkrasının aykırı olduğu, temyize konu kararın incelenmesinden açıkça anlaşılmaktadır. Gerçekten, 18.01.2012 tarihli kararın gerekçe kısmında, Av..... tarafından düzenlenen ikinci raporun hükme esas alındığı belirtildiği halde, hüküm fıkrasında tamamen Av....... tarafından düzenlenen birinci raporundaki hesaplamalara göre karar verilmiştir. Bu durumda, gerekçe ile hüküm fıkrası arasındaki bu çelişkinin giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 09.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.