MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA:Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, resmi-genel tatil ücreti, bayram tatili ücreti, yıllık izin ücreti ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 15.09.2008-03.05.2010 tarihleri arasında bölge satış müdürü olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haklı bir sebep olmaksızın kötü niyetle ve bildirimsiz olarak son verildiğini, davacının davalı işyerinde çalışma saati olarak sabah 08:00 gece 24:00 olduğunu, davalı şirketin alkollü içecek ile ilgili ürünler sattığından akşam saatlerine kadar davacının çalıştığını, müvekkilinin haftasonları resmi tatiller ve dini bayram tatillerinde de çalıştığını, davacının yıllık izin kullanmadığını ve bedelinin ödenmediğini, davacının son maaşınında ödenmediğini belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili alacağı, resim genel tatil alacağı, bayram tatili alacağı, yıllık izin alacağı ve ücret alacağının davalıdan tahsili talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili şirkette ... Bölge Yöneticisi olarak çalıştığını, davacının ...'da ikamet ettiğini bildirmesine rağmen Mersin'de ikamet ettiğini, Adanada otelde kaldığını ve otel giderlerini seyahat gideri olarak gösterdiğini, bedelsiz ürünler verdiğini, kaldığı otellere şirket adını yazdırarak borçlandırdığını ve borçlarını ödemediği için şirketi zarara uğrattığını, davacının talimatlara uygun olmayan özensiz davranışları nedeniyle müvekkili şirketi zarara uğrattığını, yine davacının yetkilerini aşarak yaptığı uygulamaların geri dönüş ve hizmet bedeli faturalarını şirkete göndermediğini iş sözleşmesinin feshinden sonra faturaların davalının kullanmakta olduğu aracın bagajında bulunduğunu, davacı hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan şikayette bulunmak üzere belgelerin toplandığını, iş sözleşmesi feshinin kanuni olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesin talep etmiştir.
Mahkemece, her ne kadar davalı tarafça iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiği savunulmuş ise de, mevcut delil durumuna göre davacının kast ve ihmalle hareket ettiği kanıtlanmadığını, dosyaya sunulan kanıtlardan davacının davranışlarından dolayı iş ilişkisinin sürdürülmesi işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği ve de davalı işverenin iş ilişkisi içeresinde davacıya güven olgusu zedelendiğini, davacının ... bölge sorumlusu olarak sorumluluğu altında bulunan Cevher içecek firması ile yapmış olduğu anlaşmalardan dolayı davalı şirketin takibata uğramış olması bu güven ilişkisini zedeleyen bir olgu olduğunu fesih sebebinin geçerli fesih sebebi sayılmak suretiyle davacıya tazminatların ödenmesi gerektiğinin kabulü ile, davacının üst düzey yönetici konumunda bölge müdürü oluşu, sorumlu olduğu saha içerisinde kendisine emir ve talimat veren kendisinden daha yüksek pozisyonda başka bir çalışanın bulunduğu konusunda da kanıt sunulmadığı, çalışmaları karşılığı hak ettiği ücretinin ödenmemiş olması sebebiyle fazla çalışma,hafta tatili, genel tatil, bayram tatil ücreti talep hakkının bulunmadığına karar verilmiştir.
Karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının tüm davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının iş sözleşmesinin feshinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğini iddia etmiş buna karşılık davalı feshin haklı sebebe dayandığını ileri sürmüş, fesih bildirimine ilişkin 11.05.2010 tarihli yazılı bildirimde fesih sebebinin davacının verilen satış talimatlarına aykırı tutum ve davranışlarda uyarılara rağmen ısrarı sonrasında şirketi önemli ölçüde zarara uğratması, bayi ilişkilerinin bozulmasına neden olması şeklindeki davranışlarına dayandığı belirtilmiştir. Davalı tanıkları fesih bildiriminde yer alan olguları doğrulayıcı yönde beyanda bulunmuşlar ayrıca davalı işveren tarafından fesihten sonra davacının eylemleri ile ilgili olarak ele geçirilen tutanak ve karşılıksız çekler dosyaya ibraz edilmiştir. Mahkemece sözü edilen tutanak ve çeklerin kesin sürede ibraz edilmediği gerekçesiyle değerlendirmeye tabi tutulmamış isede 01.10.2011 tarihli HMK 145. madde hükmü dikkate alındığında Mahkemece en azından olayın aydınlatılması bakımından bu gerekçesi isabetli görülmemiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki davacıya isnat edilen eylemlerin niteliğine göre yetersiz olan bilirkişiden rapor alınmasıda yerinde bulunmamıştır. Davalı tanıklarının iddiayı doğrulayan beyanlarıda dikkate alınarak tanık anlatımlarının denetlenmesi ve somut olayda bildirimde yer alan fesih sebeblerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması bakımından bir muhasebeci mali müşavir bir işletme ekonomistinden oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak davacının işyeri kayıt ve belgelerine göre iş sözleşmesinin feshi için haklı sebep oluşturacak davranışlar ve işlemlerin bulunup bulunmadığının duraksamaya yer vermiyecek şekilde tespit edilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmelerle ve yazılı gerekçeyle kıdem ve ihbar tazminatının kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek olması halinde ilgiliye iadesine, 05.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy