MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının, görünürde ....Rehberlik ve Müşteri Hizmetleri A.Ş.'nin alt işveren, davalı ....'nin asıl işveren olarak gözüktüğü ... Operatörlü Çağrı Merkezinde 28/04/2005 tarihinden itibaren müşteri hizmetleri yetkilisi olarak çalışmakta iken 13/10/2010 tarihi itibariyle ve davacıya 19/10/2010 tarihinde tebliğ edilen noter bildirimiyle 27/11/2009 ve 27/09/2010 tarihli tutanaklar ve tutanak içeriklerindeki olumsuz tutum ve davranışlarda bulunduğu gerekçesiyle bildirimsiz olarak tazminatsız feshedildiğini, davacının hiçbir hukuka aykırı ve disiplinsiz davranışı olmadığını, davalının iş sözleşmesini 25/2. maddeye dayanarak feshettiğini ancak, kanundaki altı günlük hak düşürücü süreyi geçirdiğini, feshin bu yönüyle de geçersiz olduğunu, emsal yargı kararlarıyla sübuta erdiği üzere davacı ve tüm...A.Ş. çalışanlarının Türk Telekom A.Ş.nin işçisi olup Telekom ile ...Sendikası arasında imzalanan TİS nden de faydalanacaklarını 8. dönem TİS'ne göre iş sözleşmesi feshinin ancak, disiplin kurulu kararıyla yapılabileceğini sadece görünürde işveren .... A.Ş. tarafından yapılan fesih geçersiz olduğunu feshin altında yatan gerçek sebebin davacının sendika üyeliğinden ve alacak davasından vazgeçmeye zorlanmasına rağmen davacının vazgeçmemesi olduğunu, .... A.Ş. ile Assistt A.Ş. arasında yargı kararı ile sabit olan muvazaa ilişkisi olduğundan tazminata esas ücretin görünürdeki ücret değil Türk Telekom emsal işçisinin aldığı ücret olarak tesbitinin gerektiğini davacının iş sözleşmesinin soyut olaylara dayalı olarak feshedildiğini, feshin altı günlük kanuni sürenin geçmesinden sonra yapılması altı yıla yakın hizmet süresi içinde basit bir iki olay sebebiyle sözleşmenin feshinin ağır ve orantısız bir ceza olması ve 8. dönem TİS hükümlerine göre yetkili organlarca feshin yapılmaması sebebiyle davalının fesih işleminin geçersizliğinin tesbiti ile
davacının işe iadesine, süresinde başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarının sekiz aylık brüt ücreti olarak belirlenmesine, davacının işe iadesi için süresinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok dört aylık brüt ücret ve diğer hakların davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde davacı ile .... A.Ş. arasında yapılmış bir sözleşme olmadığını, davanın husumetten reddi gerektiğini, ...A.Ş.'nin tek başına bağımsız bir şirket olduğunu, herhangi bir muvazaadan sözedilemeyeceğini, bu sebeplerle davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir
Mahkemece davalı işverence davacının 17/11/2009 tarihinde müşteri ile yapılan görüşmede polemik yaptığı, müşteri şikayetine sebep olduğu, müşteriye hakaret ettiği dolayısıyla feshin geçerli sebebe dayandığının savunulduğunu feshe gerekçe gösterilen davacı ile müşteri arasında geçen konuşmanın CD içerisinde delil olarak dosyaya sunulduğunu, CD içerisindeki konuşmalardan davacının 11 dakika boyunca sabır ile müşterinin sorununu dinleyip çözüme yönelik beyanlarda bulunduğu müşterinin inatla anlamadığı, davacının psikolojisini, motivasyonunu bozacak şekilde konuşmalarda bulunduğunun anlaşıldığı, konuşma boyunca davacının hakaret içeren beyanına rastlanmadığı, yapılan işin mahiyeti, her türlü sosyal çevreden insan ile telefonda diyalog kurmanın zorluğu, yoğun çalışma temposu dikkate alındığında belirtilen fesih gerekçesinin geçerli sebep boyutuna ulaşmadığının tesbit edildiği, diğer yandan davacının çalışma hayatı boyunca benzer davranışlarda bulunduğunun iddia ve savunma konusu olmadığı, kaldı ki işverence fesihten başka çare ile iş sözleşmesinin devamının sağlanabileceği yönünde eğitim, uyarı, motivasyon gibi herhangi bir çalışma yapılmadığı, netice itibariyle geçerli fesih olgusunun ispatlamadığı, feshin son çare olması ilkesine uyulmadığı gerekçesiyle davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.
Davacının iş sözleşmesi müdahil ...A.Ş. tarafından yazılı olarak 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/2-h bendi gereğince hatırlatıldığı halde işçinin işini yapmamakta ısrar etmesi sebebine dayanılarak haklı sebeple feshedilmiştir. Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen pek çok dosyada davalı ... Telekom A.Ş. İle müdahil ... A.Ş. arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu tesbit edilmiştir. Bu sebeple davacı işe girdiği tarihten beri davalının işçisidir. Dosyaya ibraz edilen CD içeriğinden davacının müşterilere sert davrandığı gereksiz polemiğe girdiği 11 dakikalık görüşme süresince sert bir ses tonuyla ve konuşma üslubuyla muamele ettiği anlaşılmaktadır. Davacının verdiği savunmada da o gün moralinin bozuk olduğu bu durumu arkadaşlarına anlatırken çağrıya cevap verdiği müşterinin tutumu sebebiyle refleks olarak hakaret içeren kelimeyi söylediği belirtilmektedir. Davacının cevap verdiği müşteri zor bir müşteri olsa da davacı gereksiz sözleri ve sert tutumuyla durumu daha da zorlaştırmıştır. İhbar yazısından davacı hakkında bu sebepten daha önce tutanak tutulduğu ve yazılı olarak ihtar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı sendikaya üye olması sebebiyle işten çıkarıldığını iddia etmiş ise de buna ilişkin herhangi bir delil dosyada yoktur. Ayrıca davacının davalı şirkette işe başladığına ilişkin bildirge de dosyada mevcut değildir. Her ne kadar davacı vekili haklı sebeple fesih için kanunda işverene tanınmış olan altı günlük hak düşürücü sürenin geçtiğini iddia etmiş ise de dosyadaki belgelerden fesih bildiriminin süresi içinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Dosya içeriğinden saptanmış olan duruma göre davacının davranışları iş sözleşmesinin feshi için haklı sebep oluşturacak ağırlıkta sayılmasa da işyerinde olumsuzluklara yol açacak ve işin yürütümünü bozacak nitelikte olup geçerli sebep oluşturacak ağırlıktadır. Bu durumda artık işverenden iş ilişkisini sürdürmesi beklenemez. Mahkemece bu yönler dikkate alınmadan davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20/3 maddesi gereğince yerel mahkemece verilen kararın bozularak ortadan kaldırılması ve dairemizce aşağıda yazılı hükmün kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 25,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 14/09/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.