MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA:Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti alacağı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, bayram ve genel tatil ücreti, ücret alacağı, vergi iadesinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde sondör operatörü olarak 01.12.1988-30.09.2010 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini belirterek kıdem, ihbar tazminatı ve bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı vekili, davacının 1992-2006 yılları arası çalışmalarına yönelik tüm alacaklarının ödendiğini ve ibraname alındığını, ikinci dönem çalışmasının ise şantiyede bir mühendisle tartışması sonucu işyerinden ayrılıp tekrar işe dönmesi hususunda ihtarnameler gönderilmesine rağmen işe gelmemesi nedeniyle devamsızlık sonucu sona erdiğini bu nedenle kıdem ihbar tazminatı kazanamayacağını belirterek davanın reddedilmesine karar verilmesini savunmuştur
Mahkemece, davacının ikinci dönem çalışmasının davalı işveren tarafından haksız ve bildirim süresine uymayan feshi nedeniyle sona erdiğinden kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanacağı, diğer alacakların ise ispatlanamamış olması nedeniyle kıdem, ihbar tazminatının kabulüne, diğer alacakların ise reddine karar verilmiştir.
Karar taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm davacının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında asgari geçim indiriminin ödenip ödenmediği uyuşmazlık konusudur.
İşçiye ücreti dışında ödenen asgari geçim indirimi kanun ile getirilmiş olup, bireyin veya ailenin asgari geçim düzeyini sağlayacak bölümünün toplam gelirden düşülerek vergi dışı bırakılmasıdır.
Davacı taraf asgari geçim indirimlerinin ödenmediğini davalı taraf ise davacıya tüm ücret alacaklarının ödendiğini, bu durumun davacının bordroları ile sabit olduğunu beyan etmiştir. Mahkemece hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda ise davacıya ait imzasız son dönem bordrosunda asgari geçim indiriminin hesaplanmış olması nedeniyle talebin tamamıyla reddine karar verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden davacının asgari geçim indiriminin tüm çalışma dönemi için ödenip ödenmediği anlaşılamamaktadır. Bu nedenle davacının ücret bordroları da dosya arasına alınıp asgari geçim indirimi 5615 sayılı kanun gereği ödenmesi zorunlu olduğundan kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 01.01.2008 tarihinden itibaren ödenip ödenmediğinin araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeden karar verilmesi hatalı olmuştur.
3-Taraflar arasında davacının yıllık izin ücreti hakkının olup olmadığı uyuşmazlık konusudur.
Davacı taraf yıllık izinlerinin kullandırılmadığını belirterek yıllık ücretli izin hakkını talep etmiştir.
Davalı taraf ise işin mahiyeti gereği izinlerin kullandırıldığı belirterek talebin reddini savunmuştur.
Mahkeme ise, davacının işyeri dosyası içindeki puantaj cetvellerinden inşaat sezonu haricinde veya iş bitiminde izin kullandığı, kullanılan izinlerin yasa gereği hakkından çok fazla olduğu anlaşıldığından talebin reddine karar vermiştir.
4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Sözleşmenin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar.
4857 sayılı Kanun'un 53/3 maddesi uyarınca, mevsimlik işlerde yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümler uygulanmaz. Bir başka anlatımla, mevsimlik işçi, 4857 sayılı Kanun'un yıllık ücretli izin hükümlerine dayanarak, yıllık ücretli izin kullanma veya buna dayanarak ücret alacağı isteminde bulunamaz. Hemen belirtmek gerekir ki, 53/3. maddedeki kural, nispi emredici kural olup, işçi lehine bireysel iş sözleşmesi ya da Toplu İş Sözleşmesi ile yıllık ücretli izne ilişkin hükümler düzenlenebilir ve mevsimlik işçiler için yıllık izin hakkı tanınabilir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının her yıl çalışmadığı sürelerin yıllık ücretli izin hakkına ilişkin olduğu belirtilerek yıllık izin ücretine hak kazanamadığı belirtilmişse de sözü edilen sürenin ücretli olup olmadığı dosya içerisinden anlaşılamadığından bu sürenin yıllık ücretli izne mahsuben verildiği sonucuna varılamamaktadır. Ücret ödenmemişse bu sürenin yıllık ücretli izne mahsuben verildiğini kabul etmek mümkün değildir.
Öte yandan davacının yaptığı işin niteliği de yıllık ücretli izne hak kazanma bakımından önem arz etmektedir. Özellikle kış aylarında çalışmaya ara verildiği dosya içerisinden anlaşıldığından işin mevsimlik iş olup olmadığının araştırılması gerekir. Yapılan iş mevsimlik iş niteliğinde ise davacının yıllık izin ücretinin reddi gerekecektir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.