MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA:Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali, icra-inkar tazminatın ödetilmesine, karşı davacı ise fazla mesai, kıdem, ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, asıl davanın reddine karşı davanın ise kabulüne karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı-karşı davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı-karşı davalı vekili, davalı-karşı davacı işçinin müvekkiline ait .... İstanbul Otelinde çalıştığını, iş sözleşmesinin davacının istifası ile sonlandığını davacının imzalamış olduğu iş sözleşmesi ile, eğitimini tamamladığı tarihten itibaren iki yıllık süre içerisinde istifa etmesi halinde eğitim giderlerini ödemeyi kabul ettiğini, işçinin iş sözleşmesinde öngörülen iki yıllık süre dolmadan istifa etmesi üzerine, işverenin hak kazandığı ihbar tazminatı ve eğitim giderlerinin tahsili amacı ile başlatılan icra takibinin davalı-karşı davacı işçinin haksız itirazı nedeni ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı–karşı davacı, iş sözleşmesinin kurulduğu tarihte işe ihtiyacı olması nedeni ile imzaladığı bu sözleşmenin geçerli bir iradeyi yansıttığının kabul edilmeyeceğini, talep edilen eğitim giderinin fahiş miktarda olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. Karşı davasında ise; işyerinde fazla mesai yaptırıldığı halde ücretlerinin ödenmediğini, iş sözleşmesini fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi haklı nedenine dayanarak feshettiğini belirtmiş ve kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının karış davalı işverenden tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin davalı-karşı davacı tarafından fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi ve evlilik gerekçesi ile haklı nedenle feshedildiği gerekçesi ile karşı davanın kabulüne ve asıl davada talep edilen eğitim gideri ve ihbar tazminatı istemlerinin karar verilmiştir.
Karar davacı–karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı-karşı davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Sözkonusu alacakların ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de iddia edilen dönemlerde çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Bu alacakların yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı- karşı davacı işçinin haftalık çalışma süresinin, işyerinde çalışması bulunmayan, çalışma koşulları hakkında sadece duyuma dayalı bilgisi olan tanık beyanı doğrultusunda belirlenmiş olması hatalıdır.
Davacının fazla çalışma süresi, davalı–karşı davacının eşi olan ve aynı zamanda işyerinde çalışması bulunan tanık ...’ın beyanlarının dikkate alınarak belirlenmeli ve gerekirse bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.