MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA:Davacı, kıdem ve ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının 01.03.2006 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını, davacının iş sözleşmesinin 30.03.2009 tarihinde gerekçe göstermeksizin feshedildiğini, davacının tazminatlarının davalı şirket tarafından ödenmek üzere iken davacının işe iade davası açtığını öğrenince ödemekten vazgeçtiğini, belirterek, kıdem ve ihbar tazminatı alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili müvekkilinin gelen şikayetler üzerine yapılan şikayetlerle ilgili tahkikat sonucunda şikayetlerde iddia edilen olayların gerçek olduğunu tespit edilmesi üzerine davacının iş sözleşmesini 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesine göre feshedildiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının işe iade davası açtığı davanın kabulüne ilişkin kararın kesinleştiği, bu nedenle davalının yaptığı feshin haksız olduğu gerekçesiyle davacının kıdem ve ihbar tazminatının kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
Mahkemece hüküm altına alınan kıdem ve ihbar tazminatı iş sözleşmesinin feshine bağlı alacaklardır. Dosya içeriğine göre davacı iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından 30.03.2009 tarihli fesih yazısı ile iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Ancak davacı çalışan tarafından davalı işveren hakkında aynı fesih bildirimine karşı Gebze 1. İş Mahkemesinin 2009/336 esas sayılı dosyasında davacı tarafından davalı işveren aleyhine işe iade istemi ile dava açıldığı, mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine dair verilen kararın süresinde taraflarca temyiz edilmediğinden kesinleştiği görülmektedir. Sözkonusu kesinleşen işe iade kararı üzerine davacının 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesindeki prosedürü işletip işletmediği anlaşılamamaktadır.
Buna göre mahkemece davacı tarafından açılan işe iade davasında kesinleşen işe iade kararından sonra davacının işverene işe başlatılması için süresinde başvuruda bulunup bulumadığı ve işverenin davacıyı işe davet edip etmediği yönleri araştırılmalı, davanın açıldığı tarih itibariyle iş sözleşmesinin feshi kesinleşmemiş ise davanın usulden reddine aksi halde şimdiki gibi karar verilmelidir.
Kabule göre de hüküm altına alınan kıdem tazminatına feshin kesinleştiği tarih belirtilmeden faize hükmedilmesi de hatalı olmuştur.
Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy