MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, yönetim kurulunun işten el çektirilmesi ve genel kurulun yapılabilmesi amacı ile kayyum tayinine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca 10.09.2009 tarihinde kurulan Türk Sağlık-Sen İstanbul 3 Nolu Şubesinin ilk olağan genel kurulunu kanunda öngörülen sürede yapmadığı ve zorunlu organlarını oluşturmadığının tespit edildiğini ifade ederek 4688 sayılı Kanun'un 10. maddesine göre Türk Sağlık-Sen İstanbul 3 Nolu Şubesinin mevcut yönetim kuruluna işten el çektirilerek genel kurulun yapılabilmesi amacı ile kayyum tayinine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, söz konusu şubenin ilk genel kurul toplantısını kanunun öngördüğü sürede yapmadığını, ayrıca üye sayısının da 400’ün altına düştüğünü, bu sebeplerle şubenin Tüzüğün 35. maddesi gereğince münfesih olduğunu ve kapatılması için genel kurula başvurulduğunu, ayrıca şube yönetim kurulu üyelerinin istifa ettiklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava sırasında söz konusu şubenin sendika merkez genel kurulu tarafından kapatıldığı ve davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava sırasında söz konusu şubenin sendika merkez genel kurulu tarafından kapatıldığı ve davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi isabetlidir.
Ancak davalının dava açılmasına sebebiyet verdiği göz ardı edilerek davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır. Bununla beraber bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/6 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Temyize konu olan kararın hüküm kısmında üçüncü fıkrada yer alan “Davacı vekili için takdir edilen 600 TL'nin avukatlık ücreti” ifadesinin hükümden çıkartılarak “Davacı vekili için takdir edilen 1.200,00 TL vekalet ücreti ifadesinin eklenmesi, ayrıca “Davalı vekili için takdir edilen 600 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” ifadesinin yer aldığı dördüncü fıkranın ise hükümden tamamen çıkartılması suretiyle hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.