MAHKEMESİ :... Mahkemesi
DAVA:Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davalı şirkette 15.07.2005 tarihinde çalışmaya başladığını, 13.....2009 tarihinde emekli olduğunu, emekli olduğu tarihte ücretinin net 1.000,00 TL olduğunu, emeklilikten sonra sigortasız olarak çalışmaya devam ettiğini, emekli olduğu için tarafına kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı ödenmediğini, bu sebeple 23.08.2010 tarihinde işten ayrıldığını, bu tarihe kadar olan maaşını, yıllık izin ücretlerini, genel tatil ücretlerini almadığını ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile kıdem tazminatı 1.000,00 TL, ihbar tazminatı 500,00 TL, ödenmemiş maaş alacağı 1.000,00 TL, fazla çalışma mesai ücreti 500,00 TL ve yıllık izin ücreti 500,00 TL olmak üzere toplam 3.500,00 TL'nin davalıdan faizleriyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacının 26.08.2005 tarihinden itibaren emekli olduğu 13.....2009 tarihine kadar davalı şirkette çalıştığını, emekli olduğunda bütün haklarının ödendiğini, emekli olduktan sonra sattığı mal karşılığında komisyon alarak çalışmaya devam ettiğini, işten ayrılış sebebinin bazı usulsüzlüklerinin davalı şirket tarafından tespit edilmesi olduğunu, müşterilerden açıktan para alıp davalı şirkete vermemekte olduğunu, ... yerinin adını kullanarak kendi özel işlerini yaptığını, parasını davalı şirkete vermediğini, kendi tanıdığı bir çok şirkete mal verdiğini, malların parasının alınmadığını, bu konuda icra takipleri yapıldığını, tahsilatın halen gerçekleşmediğini, davacının davalı şirkete zararlar verdiğini, şirketin arabasını özel işlerinde kullandığını, arabaya hasar verdiğini, telefonu özel işleri için kullandığını, aldığı tahsilatları zamanında şirkete vermediğini, bu hususlardan davalının haberinin sonradan olduğunu, davacı işten ayrılmamış olsa idi davalı şirket tarafından haklı sebeple ... sözleşmesinin feshedileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, dosyadaki delilerin toplanarak dosyanın bilirkişiye tevdi aşamasına geldiği, dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilerek, davacıya bilirkişi ücretini yatırması için 31.10.2011 tarihli celsede iki haftalık kesin süre verildiği, davacının iki haftalık kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini yatırmadığı, bu süre geçtikten sonra 25.11.2011 tarihinde yatırdığı, 31.10.2011 tarihli celsede masrafın kesin süre içerisinde yatırılmaması halinde bilirkişi deliline delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ihtar edildiği bu ihtarata rağmen verilen kesin süre içerisinde masraf avansının yatırılmadığı, davacının bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği, davacının dava dilekçesinde bilirkişi deliline de dayandığı, bu masrafın davacı tarafından karşılanması gerektiği, mahkemece bilirkişi deliline ilişkin masrafın re'sen karşılanamayacağı, dosyadaki delillere göre davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı süresi içinde davacı temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacıya verilen kesin sürenin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya Mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bilindiği üzere bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Bu sebeple 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 90. maddesinde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Buna karşın, aynı Kanun'un 94. maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim tayin ettiği süreyi henüz dolmadan azaltıp çoğaltacağı gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Ancak, hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi mümkün değildir. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla geciken adaletinde bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalıdır.
Gerek öğreti ve gerekse yerleşik yargısal kararlarda kabul edildiği üzere, kanıtlama yükümlülüğü altında bulunan tarafa, kesin süre konusu usuli işlemler hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde tek tek açıklanmalı, keşif veya tanık dinlenmesi için yapılması zorunlu olan giderler parasal olarak saptanıp bildirilmeli, ödeme için verilen süre belirtilmeli ve bu hususların yerine getirilmemesi halinde doğacak sonuçlar da ihtar olunmalıdır. Diğer yandan, ilgilisinin yokluğunda verilen ve aleyhe sonuçlar içeren ara kararlarının bildirilmesi ve bunun da 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak yapılması gereken giderlerin ise, taraflardan alınması veya suçüstü ödeneğinden karşılanması gerekir.
Somut olayda, mahkemece tüm deliller toplandıktan sonra 31.10.2011 tarihli oturumda“davacıya bilirkişi ücret tarifnamesinde belirtilen asgari miktar olan 200,00 TL bilirkişi ücreti, bilirkişi tebligat, raporun taraflara tebligat ücreti, kararın tebliğ ücreti ve karar duruşmasının taraflara tebliğ ücreti, masraf avansının yatırılması için iki haftalık kesin süre verilmesine, bu kesin süreye rağmen yatırılmadığında davanın açılmamış sayılmasına karar ./..
verileceği ve yukarıda belirtilen delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı hususunun ihtaratına (ihtarat yapıldı)"şeklindeki ara kararı ile davacıya süre verildiği, davacının bilirkişi ücretini süresinde yatırmadığı, davanın ıspatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Yukarıdaki ilkeler ve açıklamalar ışığında mahkemece ara kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarının ne olacağı tereddüt oluşturacak şekilde belirtildiğinden kesin sürenin usulüne uygun verildiğinden söz edilemez. Davacının hukuki dinlenilme ... ihlal edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, sair hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 28.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.