(4857 S. K. m. 59)
Dava: Davacı, yıllık izin ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, istemi kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Y. Baştemur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin emekli olarak davalı belediyeden ayrıldığını belirterek yıllık izin alacağının davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı vekili davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı davalı temyiz etmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık konusu davacının yıllık izin alacağı bulunup bulunmadığı noktasındadır.
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesinde iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı sebebe dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
İşçinin işe iade davası açması durumunda, izin ücretinin talep edilip edilemeyeceği davanın sonucuna göre belirlenmelidir. Gerçekten işçinin dava sonucu işe başlatılması durumunda, önceki fesih ortadan kalkmış olmakla ve iş ilişkisi devam ettiğinde 4857 Sayılı Kanun'un 59. maddesi uyarınca izin ücreti istenemez. İşçinin işe başvurusuna rağmen kanuni bir aylık işe başlatma süresi içinde işe alınmaması halinde ise, işe başlatmama anı fesih tarihi olarak kabul edildiğinden, izin alacağı bu tarihte muaccel olur.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belgeyle kanıtlamalıdır.
Davacı yıllık izinlerinin kullandırılmadığını belirtmiştir. Davalı taraf ise davacının alacaklarının ödendiğini beyan etmiştir. Mahkemece gerekçede hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davacının 5.383,34 TL davalıdan alacağı bulunduğu belirtilmesine rağmen hüküm kısmında alacak miktarı 5.983,34 TL olarak kabul edilmiştir. Hal böyle olunca gerekçeyle hüküm arasında çelişki meydana gelmiştir. Ayrıca davalı vekilinin ıslah talebine karşı zamanaşımı itirazında bulunduğu anlaşılmakla bu itirazın değerlendirilmemesi de hatalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek olması halinde ilgiliye iadesine, 10.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy