MAHKEMESİ: İstanbul 8. İş Mahkemesi
TARİHİ: 06/03/2013
NUMARASI: 2010/897-2013/202
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş sözleşmesinin haksız şekilde işverence feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile izin, fazla çalışma, hafta ve genel tatil alacaklarını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının iş sözleşmesinin devamsızlık haklı sebebine dayanılarak feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı işçinin hizmet süresi taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Somut olayda; davacı, davalı işveren işyerinde mayıs 2005-22.07.2010 tarihleri arasında çalıştığını ileri sürerken, davalı işveren davacının 01.06.2006-24.07.2010 tarihleri arasında çalıştığını savunmuştur. Davacının sigortalı hizmet cetvelinin incelenmesinde, 01.06.2006-24.07.2010 tarihleri arasında davalı işverenden hizmetinin bildirildiği, 01.06.2006 tarihinden önceki dönemde hiç kayıt olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının 15.05.2005-22.07.2010 tarihleri arasında çalıştığı kabul edilerek sonuca gidilmiştir. Davalı ile aralarında dava bulunan husumetli davacı tanığı, davacı ile aralarında 1-2 ay olduğunu ve mayıs 2005'te işe başladıklarını belirtirken, diğer davacı tanığı 2006 yılında işe başladığını beyan etmiş, davacının işe giriş tarihi ile ilgili bilgi vermemiştir.
Davalı tanıklarından biri, 1985 yılından beri davalı işyerinde çalıştığını ve davacının 2006-2010 yılları arasında çalıştığını beyan etmiş, diğer davalı tanığı ise kendisinin 2006 yılı 2. ayında işe başladığını, davacının ise kendisinden sonra işe girdiğini belitmiştir. Bu durumda; davacının 2005 yılı mayıs ayında işe başladığını yeterli ve inandırıcı delillere ispatlayamadığı, başka delillerle desteklenmeden tek başına husumetli tanık beyanı ile sonuca gidilemeyeceği anlaşılmakla, davacının hizmet süresinin sigortalı hizmet cetvelindeki kayıtlar esas alınarak hesaplanması gerekir. Bu yön gözetilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanun'unda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçiler o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı, ayrıca davacının çalıştığı işyerinin faaliyet gösterdiği alanda uzman bir bilirkişiden de görüş alınarak davacının fesih tarihindeki gerçek ücreti saptanmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda; feshin kesinleştiği tarih itibariyle davacının ücreti ilgili meslek odalarından yapılacak emsal ücret araştırmasına göre belirlendikten sonra, sonucuna göre gerekirse hüküm altına alınan alacaklar yeniden hesaplattırılarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Somut olayda; davacının fazla çalışma talebi tanık anlatımlarına göre hesaplanıp hüküm altına alınmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının haftanın 5 günü 08:00-19:00 saatleri arası ve cumartesi günleri 08:00-15:30 saatleri arası çalıştığı, bu çalışmalardan 1 saat ara dinlenmesinin düşülmesi ile haftada 56,5 saat çalıştığı, ayrıca haftada 2 gün 2,5 saat daha çalıştığı kabul edilerek haftada 61,5 saat çalışıp 16,5 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Tarafların iddia ve savunmaları, davacının yaptığı iş, çalıştığı işyeri, taraf tanık anlatımları ve dosyadaki delil durumuna göre; davacının haftanın 5 günü 08:00-19:00 saatleri arasında, cumartesi günleri ise 08:00-15:30 saatleri arasında çalıştığının kabulü dosya içeriğine daha uygun düşecektir. Belirtilen çalışma saatlerine göre davacının fazla çalışma alacağı hesaplanıp hüküm altına alınmalıdır. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 22.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.