MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA:Davacı, maddi ve manevi tazminat alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının bilgisi dışında adına zimmetle tahsisli ... plakalı aracın 10/06/2009 tarihinde Şiringölköy sitesinin güvenlik noktasında görülmesi nedeniyle davalı sendika tarafından altı ay süre ile görevden geçici olarak uzaklaştırma cezasına çarptırıldığını, oysa aracın bilgisi dışında kullanıldığını, altı aylık uzaklaştırma cezasının 27/07/2009 tarihinden başlamak üzere ilk yapılacak genel kurula kadar sürmesi yönünde disiplin kurulu kararı verildiğini, hukuka aykırı bu kararın Ankara 14. İş Mahkemesinin 2009/900 esas sayılı kararı ile iptal edildiğini, davacının şube başkanlığının sendikanın delege ve üye yapısında değişiklikler yapılarak sona erdirildiğini, bu işleminde Ankara 3. İş mahkemesinin 2009/1191 esas sayılı dava ile iptal edildiğini ancak davacının maaş alamaması nedeniyle maddi zarara uğradığını icra takiplerine maruz kaldığını iddia ederek maddi ve manevi zararının faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının aynı konuda Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/329 esas sayılı dosyasında dava açtığını görevsizlik nedeniyle reddedilen davanın kararının 16/02/2011 tarihinde kesinleştiğini, görevli mahkemeye gönderme istenmediğinden söz konusu davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un 5. maddesi gereğince bu davada zamanaşımının eski kanuna tabi olduğunu ve 1 yıllık zamanaşımı sürenin dolduğunu, davacının davalı sendikaya karşı açılan ve görülmekte olan bir davanın tanığını etkilemek amacıyla sendika aracını özel işlerinde kullanmak fiili nedeniyle görevden uzaklaştırıldığını, davacının iddia ettiği zararla disiplin kurulu kararı arasında uygun illiyet bağı olmadığını, faiz türünün de hatalı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, zamanaşımı nedeniyle davanın usulden reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Dava sendika yöneticisinin ücret ve ikramiye kaybı ile borçlarını ödeyememesi nedeniyle uğradığın maddi zarar ile manevi zararın tazmine ilişkindir. Konu hakkında değerlendirme yapılmadan önce kanuni altyapının ortaya konulmasında gereklidir.
Dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 44. maddesine göre, Sendikalar gelirlerini Sendikalar Kanunu ve tüzüklerinde gösterilen faaliyetler dışında kullanamazlar ve bağışlayamazlar.
Yine aynı Kanun'un 45. maddesine göre, Konfederasyonlar ile sendikaların ve şubelerinin yönetim kurulu üyeleri ile başkanlarına verilecek ücretler, her türlü ödenek, yolluk ve tazminatlar genel kurul tarafından tespit olunur. Bunlar da yönetim kurulunca faaliyet raporunda gösterilir.
Dosya kapsamına göre; öncelikle çözülmesi gereken hukuki problem davacının taleplerinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığıdır. Bu noktada belirleyici olan ise davacı ile davalı sendika arasındaki hukuki ilişkinin niteliğidir.
Sendika ile sendika yöneticileri arasındaki ilişkinin kural olarak vekalet ilişkisi olduğu kabul edilmelidir. Sendika yöneticisine emeği karşılığı düzenli olarak dönemsel ödeme yapılması, çalışmasının kuruma bildirilmesi ve ücret bordrosu düzenlenmesi iş ilişkisinin varlığını göstermez.
Diğer taraftan ücret, vekalet sözleşmesinin zorunlu unsuru değildir. Buradan hareketle sendikalarda profesyonel sendika yöneticisi ve amatör sendika yöneticisi olmak üzere iki tip yöneticinin söz konusu olduğunu söylemek gerekir. Sendika yöneticilerine verilecek ücretler ile sağlanacak diğer menfaatleri belirleme yetkisi ise münhasıran genel kuruldadır.
Somut olayda; davacının, sendikanın hukuka aykırı olduğu kesinleşmiş yargı kararlarıyla tespit edilen davacıya verilen altı ay görevden uzaklaştırmaya ilişkin disiplin cezası nedeniyle görevini yapamadığı süreçte uğradığı maddi ve manevi zararın tazminini istediği anlaşılmaktadır. Davacı ile davalı sendika arasındaki hukuki ilişki vekalet ilişkisi olup, vekalet sözleşmesine dayanmaktadır. Vekalet sözleşmesinden doğan alacaklar ise gerek 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 126. maddesi gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 147. maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresi dolmamış olup, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın usulden reddi isabetsizdir. Mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 18.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.