(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 32, 41, 46, 47, 57) (4721 S. K. m. 2)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, ücret alacağı, fazla mesai, yıllık izin ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde özel güvenlik görevlisi olarak 10.04.2006-01.06.2012 tarihleri arasında çalışmış olduğunu, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından feshedilmesine rağmen kanuni alacaklarının ödenmemiş olduğunu, 01.06.2012 tarihinde zorunlu ücretli izne çıkartılıp görevlendirme yazısının 22.06.2012 tarihinde tebliğ edildiğini ve 24.06.2012 günü 08.00'de işe başlamasının istendiğini, kendisine herhangi bir yolluk veya kira bedeli gönderilmediğini, yol ücretinin ödenmemesi, kıdem tazminatının %55'ini alması veya gitmesi yönünde yapılan baskılar sonucu akdi tek taraflı olarak feshettiğini, bu sebeplerle 8.500,00 TL kıdem tazminatı, 2.250,00 TL ihbar tazminatı, 100,00 TL fazla mesai ücreti, 100,00 TL milli bayram ücreti, 100,00 TL dini bayram ücreti, 400,00 TL işlemiş ücret alacağı ve 400,00 TL yıllık izin alacağı toplamı 11.850,00 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili müvekkili şirketin ...ile koruma ve güvenlik hizmet alımı sözleşmesi yapılmış olduğunu, 31.05.2012 tarihinde ihale süresinin sona erdiğini, çalışan 647 işçi bulunduğunu, işçilere ihalenin kaybedilmesi sebebiyle önce ücretli izne çıkarılacaklarının sonra eğitim verilerek pozisyonları korunmak suretiyle aynı özlük haklarıyla yeni görev yerlerine atanacaklarının bildirildiğini, aynı ilde istihdam olmaması halinde nakliye masraflarının ve ilk kira bedelinin karşılanacağının duyurulduğunu, davacı ve arkadaşlarının yeni işyerlerine görevlendirildiklerini eğitim sonrası yapılan yazılı bildirim vasıtası ile öğrenmelerine rağmen tebliğden imtina etmeleri sebebiyle durumun tutanakla tespit edildiğini davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iş sözleşmesinin davacı tarafından haksız olarak sonlandırıldığı, davalı tarafından yapılan ikale teklifini kabul etmediği ve fazla mesai ve yıllık izin alacaklarının ispatlanamaması gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- İş şartlarında değişiklik, işverenin yönetim hakkı ile doğrudan ilgilidir. İş şartlarındaki değişiklikler geçerli sebebe dayandığı takdirde, ayrıca iş şartlarında esaslı değişiklik yoksa veya işçi aleyhine bir durum oluşmuyor ise, işverenin yönetim hakkının sınırlandırılması gerekmez. İşveren, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 2. maddesi uyarınca, yönetim yetkisi kapsamındaki bu hakkını kullanırken, keyfi davranmamalı, işyeri değişikliği ile ilgili işletmesel kararı alırken dürüst olmalıdır.
İş ilişkisinin taraflarının iş sözleşmesinde, gerektiğinde işverence çalışma şartlarında değişiklik yapabileceğine dair düzenlemelere gitmeleri halinde, işverenin genişletilmiş yönetim hakkından söz edilir. Bu halde işveren, yönetim hakkını kötüye kullanmamak ve sözleşmedeki sınırlara uymak kaydıyla işçinin çalışma koşullarında değişiklik yapma hakkını sürekli olarak kazanmış olmaktadır. Örneğin, işçinin gerektiğinde işverene ait diğer işyerlerinde de görevlendirilebileceği şeklinde sözleşme hükümleri, işverenin bu konuda değişiklik yapma hakkını saklı tutar. Anılan hak objektif olarak kullanılmalıdır. İşçinin iş sözleşmesinin feshini sağlamak için sözleşme hükmünün uygulamaya konulması, işverenin yönetim hakkının kötüye kullanılması niteliğindedir.
Çalışma şartlarında işçi aleyhine esaslı değişiklik olduğu konusunda ispat yükü işçidedir. Çalışma şartlarının belirlenmesinin ardından, yapılmak istenenin değişiklik olup olmadığı ve en sonunda işçi aleyhine olduğu işçi tarafından kanıtlanmalıdır.
Davacı, davalı işveren gönderdiği ihtarname ile yeni tespit edilen ücretin öncekinden daha düşük olduğunu, ekonomik ve ailevi sebeplerden yeni işyerinde işe başlayamayacağını bildirerek iş sözleşmesini feshetmiştir. Taraflar arasında yapılan sözleşmede işverene davacıyı farklı bir şehirde bulunan işyerinde çalıştırma yetkisi verilmiştir. Davacı Sivas ilinde yaşamakta ve çalışmaktadır. Davacı ve arkadaşlarının Antalya, İstanbul, İzmir'de görevlendirildiği anlaşılmaktadır. Yeni görev yerinde davacının ekonomik olarak daha ağır bir yük altına gireceği görülmektedir. Bu şehirlerde kişinin kendisinin ve ailesinin geçimini sağlamasının daha zor olduğu herkesçe bilinen bir gerçektir. İşveren işyeri değişikliği hakkını işçi aleyhine değiştirmiştir. Bu durumda olayda işçinin geçerli feshi bulunduğunun kabulü gerekirken mahkemece yanılgıya düşülerek yazılı gerekçe ile davacının kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 07.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy