MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, fark kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 03.04.2008 tarihinde şoför olarak çalışmaya başladığını, 10.01.2012 tarihinde emeklilik sebebiyle işten ayrıldığını, son ücretinin net 1.200,00 TL olmasına rağmen düşük gösterildiğini, işyerindeki olağan çalışma saatlerinin 08:00-19:00 olduğunu ancak davacının işi gereği İstanbul içi ve dışına mal dağıtımı yaptığını, çalışmasının akşam 21:00- 22:00 satlerine kadar sürdüğünü, şehir dışına yapılan seferlerde 02:00-03:00 saatlerinde yola çıkıldığını, buna göre aylık yaklaşık 100 saat fazla mesai yapılmasına rağmen işverence kıdem tazminatına mahsuben 4.750,00 TL dışında davacıya ödeme yapılmadığını belirterek, fark kıdem ve fazla mesai ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının aylık net 1.000,00 TL ücret aldığını, kıdem tazminatının ödendiğini ayrıca davacının çalışma şekline göre fazla mesai yapmadığını söyleyerek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, ücret bordrolarında tahakkuku yapılan fazla mesai ücretinin aylık çıplak ücrete dahil olduğu, bu nedenle bordroların gerçeği yansıtmadığı, aylık brüt ücretin 1.395,67 TL olduğu belirtilerek davanın kısmen kabülüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Taraflar arasında ücret konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçiler o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
Somut olayda, davacı şoför olarak aylık 1.200,00 TL net ücret ile çalıştığını ücretin bir kısmının elden, kalanının ise banka aracılığı ile ödendiğini iddia ederken davalı, davacının 1.000,00 TL net ücret ile çalıştığını savunmuştur. Davacı tanığı davacının 1.000,00 TL, diğer davacı tanğı ... ise 1.200,00 TL net ücret aldığını beyan etmiştir. Davalı tanığı ... ise davacının asgari ücret ile çalıştığını beyan etmiştir. Dosya içeriğine göre yapılan emsal araştırma sonucu İstanbul Ticaret odası davacının asgari ücretin % 20 fazlası kadar ücret alabileceğini bildirmiştir. Bilirkişi tarafından ek raporda iki ihtimalli olarak tespit yaplımış, 1. ihtimalde davacının aylık 1.000,00 TL, 2. ihtimalde ise aylık 1.200,00 TL net ücret üzerinden hesaplama yapılmıştır. Mahkemece, kararın gerekçesinde aylık 1.395,67 TL brüt ücretin kabul edildiği bildirilmiş ise de, fark kıdem tazminatının 2. ihtimaldeki aylık brüt 1.676,21 TL ye göre yapılan miktar üzerinden hüküm altına alındığı anlaşılmıştır.
Hükme esas alınan ek bilirkişi raporundaki 1. seçenekte belirtilen emsal ücret araştırması doğrultusunda 1.000,00 TL net ücret üzerinden yapılan hesaplama dosya içeriğine daha uygundur. Belirtilen yön gözetilmeden verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
2-Davacı işçi tarafından fazla mesai yapılıp yapılmadığı ve karşılığının ödenip ödenmediği taraflar arasında çekişmelidir.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille sözkonusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir.
Somut olayda, davalının sunduğu davacının imzasını havi üzerinde ihtirazi kayıt bulunmayan birçok bordroda fazla mesai tahakkuku olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar mahkemece bu miktarlar, ücrete dahil olduğu gerekçesiyle dikkate alınmamış ise de, dosyada fazla çalışma adı altında yapılan bu ödemelerin ücret içinde olduğunu gösterir herhangi bir belgeye rastlanmamıştır.
Bu durumda, 30.04.2013 tarihli ek bilirkişi raporunun fazla mesai ücretine ilişkin tahakkuk bulunan imzalı bordroların dışlanması suretiyle yapılan 1. seçeneğin ilk bölümündeki hesaplamanın dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla, hükme esas alınması gerekirken, hatalı değerlendirme ile karar verilmesi yerinde değildir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.