MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA:Davacı, uğranılan şirket zararının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı şirket vekili, eski işçisi olan davalının, çalıştığı dönemdeki eylemleri sonucu şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek, bu zararın tazminini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece talebin reddine ilişkin karar, 9. Hukuk Dairesi’nin ilamı ile “üç kişiden oluşturulacak uzman bilirkişi heyetine dosyanın tevdi edilerek, davalının görev ve yetkilerinin kesin olarak belirlenmesi, davalının iş, işlem ve eylemlerinden dolayı şirketin bir zarara uğrayıp uğramadığı yine davalının bu eylemlerinde kusurlu olup olmadığı, davalı kusurlu değil ise kimin/kimlerin, hangi eylemlerinden dolayı zararın meydana geldiği hususları açık ve net bir şekilde belirlenip sonucuna göre karar verilmesi” gerektiği belirtilerek bozulmuştur. Bozmaya uyan mahkemece istek reddedilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Dosya içeriğine göre, bursa bölge müdürü olarak çalışmış olan davalı işçinin, çalıştığı dönemde işvereni zarara uğrattığı belirtilerek talepte bulunulmuştur. Davacı işveren, zarar talebini, işçinin tahsil edilmeyen ya da edilemeyen sigorta primi alacaklarının mevcut olması, bir müşteri için yaptırılan müşteri sepetine ait faturanın bölge müdürlüğü kasasından ödenmesi, fatura veya fiş gibi dayanak belgeleri bulunamayan yemek ve diğer etkinliklere ait harcamalarda bulunması, bayram tatili sırasında bölge müdürlüğü faaliyet alanı dışında Kastamonu ilinden aldığı akaryakıt faturası ile ilgili olarak işvereni zarara uğratması nedenlerine dayandırmaktadır. Yargılama sırasında bozma ilamı öncesinde mahkemece üç kez bilirkişi raporu alınmıştır. Bu raporların ilkinde borç tutarının 28,071 TL olduğu, bu miktardan davacının tek başına sorumlu tutulup tutulamayacağı hususunun mahkemenin takdirinde bulunduğu, 139,24 TL bedelli belgenin başka şirkete ait bir gider olduğunu, bu belgeyi veren, parasını alan, ödeyen herkesin sorumlu bulunduğu, 365,50 TL bedelli belgelerin olmamasına rağmen kasadan ödenmesinin tek sorumlusunun davalı olmadığı, benzin gideri ile ilgili olarak da iş protokolü bulunmadığından savunma doğrultusunda bu giderin yapılabileceği; ikincisinde tahsil edilmesi gereken prim tutarının 42.721,42 TL olduğu, ancak tahsil edilen tutar yönünden kayıt incelemesi gerektiği; üçüncü raporda ise tahsil kabiliyeti kalmayan acente adayları ile ilgili prim bakiyesinin 12.133,36 TL olduğu, müşteri sepeti, yemek ve bowling harcamaları ile ilgili olarak davalının tek başına sorumlu tutulamayacağı, benzin faturası ile ilgili olarak tahsisli aracın kullanılmasıyla ilgili talimat bulunmadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu görüşü bildirilmiştir. Bozma sonrası alınan bilirkişi raporu özellikle zarar iddiasının dayandırıldığı ilk madde olan tahsil edilmeyen ya da edilemeyen sigorta primi alacaklarının mevcudiyeti açısından yetersizdir. Ayrıca davalının oluşan zararında davacının kusur oranın da belirlenmesi gerekir. Mahkemece bu yönler dikkate alınarak, davacı şirketin uğradığı zarar miktarının açık ve net olarak tespiti ve zararın meydana gelmesinde davacının kusurlu olup olmadığının belirlenmesi için tüm kayıt ve belgeler üzerinde bilirkişilere yeniden inceleme yaptırılarak rapor alınmalı ve bundan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Zarar miktarı ile kusur durumu tespit edilmeden eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 24.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.