MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA:Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin 21.04.2008-20.12.2011 tarihleri arasında davalı Habaş Sınai ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi A.Ş.'de rampa işçisi olarak çalıştığını, işyerindeki bütün işçilerin alt işveren işçisi olarak gösterildiğini, asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunu, davacının davalı Habaş Sınai ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi A.Ş. yetkililerinden emir ve talimat aldığını, diğer davalı şirkete ait bordroları imzaladığını, bunun dışında diğer şirket ile bağlantısının bulunmadığını, sendika ile görüşme yapan işçilerin iş sözleşmelerinin feshedilmeye başlandığını, davacının fesih bildiriminde belirtilen davalı şirkete ait müşteri bilgileri ve ticari ele geçirdiği iddiasının doğru olmadığını, davalı şirketin müvekkiline müşteri kartlarını yazma ve dosyalama işini yaptırdığını belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı Habaş Sınai ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi A. Ş. vekili, davacının diğer davalı şirket çalışanı olduğunu, müvekkili şirketin işveren sıfatının bulunmadığını, davacının ve bir çalışanın daha yaptıkları işle alakalı olmamasına rağmen müvekkili şirket müşterilerinin listesinin diğer davalı şirket çalışanlarından Temel Çuhardar'dan istediğini, bu durumun bu çalışan tarafından şirkete bildirildiğini, bunun üzerine diğer davalı şirketten bu çalışanların işten çıkartılmasının istendiğini, diğer davalı şirket tarafından bu kişilerin iş sözleşmelerinin feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Arı Tel ve Çivi San. ve Tic. Ltd. şirketi vekili, müvekkili şirket ile diğer davalı şirket ile hizmet sözleşmesinin bulunduğunu, davacının diğer davalı şirketin müşteri listesinin istediğini, bu sebeple bu şirket tarafından davacının iş sözleşmesinin feshinin talep edildiğini ve davacının iş sözleşmesinin geçerli sebeple feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
Mahkemece, işe iade davalarında ispat yükünün davalıda olduğunu, davalı tarafın keşif ve bilirkişi deliline açıkca dayanmadığını, tüm dosya kapsamı itibariyle davalının davacının haklı çıkarılmıştır tezini ispatlayamadığını, bu sebeple feshin geçersiz olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin haklı veya geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun'un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğine göre, davacının 21.04.2008-20.12.2011 tarihleri arasında davalı işyerinde rampa elemanı olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin işverenin güvenini kötüye kullanmak ve işverenin ticari sırlarını ortaya atmak anlamında doğruluk ve bağlılığa uymayan davarınışlarda bulunduğu gerekçesiyle haklı sebep belirtilerek feshedildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davalı işyerinde çalışan bir işçi davacının kendisinden davalı Habaş Sınai ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi A.Ş.'nin müşterilerine ait bilgileri vermesini istediğini diğer davalı Arı Tel ve Çivi ...ve Tic. Ltd. şirketine yazdığı dilekçe ile bildirmiştir. Bunun üzerine davalı Habaş Sınai ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi A.Ş. diğer davalı Arı Tel ve Çivi San. Ve Tic. Ltd. şirketine ihtarname göndererek davacının işten çıkartılmasını aksi halde aralarındaki sözleşmenin feshi dahil her türlü kanuni yola başvuracaklarını bildirmiştir. Bunun üzerine davacının iş sözleşmesi davalı Arı Tel ve Çivi San. Ve Tic. Ltd. şirketi tarafından haklı sebep belirtilerek feshedilmiştir. Davacı olaya ilişkin savunmasında bu suçlamanın asılsız bir iftira olduğunu, ispatlanmasını istediğini belirtmiştir. Davacının müşteri bilgilerini istediğini bildiren işçi davalı şahidi olarak beyanında da davacının kendisinden müşteri bilgilerini istediğini, bu durumu ilgililere bildirdiğini beyan etmiştir. Hal böyle olunca tüm dosya kapsamı ve davalı şahidinin beyanı dikkate alındığında davacının iş sözleşmesinin geçerli sebeple feshedildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekli iken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı İş Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 220,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 02.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.