MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA:Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacı işçinin iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli sebep olmadan feshedildiğini, müvekkiline yoğun baskı uygulayarak ve tehdit ederek istifa dilekçesi imzalattırdığını belirterek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin davacının istifası sebebi ile sonlandığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece istifa dilekçesinin şarta bağlı olup gerçek bir istifa iradesi içermediği, davacının tazminatlarının ödenmesi şartı ile istifaya teşvik edildiği, iş ilişkisinin karşılıklı (ikale) bozma anlaşması ile sonlandığı ancak davalı şirkette 10 yıl kıdemi olan davacının iş sözleşmesini sona erdirmek için hak kazanmış olduğu kıdem ve ihbar tazminatı alacağı dışında başkaca bir ek ödeme almaksızın sonlandırmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi işçi açışından makul yararın bulunduğundan söz edilmesinin de mümkün olmadığını, bu durum karşısında iş sözleşmesinin davalı şirket tarafından 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesi göre feshedildiği ancak fesih sebebinin açık ve kesin bir şekilde belirtilmediği, davalı tarafından iş sözleşmesinin feshinde usul ve şekil kurallarına uygun davranılmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda davalı işyerinde psikolog olarak çalışan davacı işçinin 05.12.2011 tarihinde görevinden istifa ettiğini belirterek iş sözleşmesinin feshedilmesini talep ettiği, işverence davacının bu talebi uygun bulunarak tazminatları ödenerek iş ilişkisinin sonlandırıldığı, iş sözleşmesinin sona erdirilmesi icabının davacı işçiden geldiği, bu şekilde iş sözleşmesinin sona erdiği sabittir. Davacı psikolog olarak çalışmış eğitimli bir kişidir.
Yazdığı belgenin anlamını kavrayabilecek vasıflara sahiptir. Davacının işten ayrılma iradesini bozan herhangi bir olgu mevcut değildir. Bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının tarafların anlaşması sonucu tazminatlarının ödenmesi karşılığı işten kendisinin ayrıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davanın reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 100,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 04.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.