(4857 S. K. m. 53)
Dava: Davacı, izin, ücret zam farkı, vardiya zammı, genel tatil ücreti ile eşitsizlik tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Yıldız tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı işverene bağlı işyerinde 13.09.2001 tarihinden itibaren çalıştığını, davalı işyerinde toplu iş sözleşmesini bağıtlayan Koop-İş Sendikası üyesi olduğunu, davalı işyerinde kanuna karşı hile yoluyla mevsimlik işçi olarak çalıştırıldığını, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, işçinin yılın uzun bir döneminde çalıştırılıp az bir süre iş sözleşmesinin askıya alınması halinde, mevsimlik kampanya işinden söz edilemeyeceği ve işçinin yıllık ücretli izin hakkından yararlandırılması gerektiği öngörüldüğünü, mevsimlik işçi olarak gösterilmesi sebebiyle sadece bir gündelik ücret tutarında ücret ödendiğini, bu ödemelerinde ücret zammı uygulanmaksızın yapılan ödemeler olduğunu ileri sürerek yıllık izin ücreti, ücret zam farkı, vardiya zammı, genel tatil ücreti ve eşitsizlik tazminatı alacaklarının faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının Mihmandar Kooperatifte mevsimlik işçi olarak çalışmakta iken iş sözleşmesinin feshedilmesine muvafakat ettiğine dair vermiş olduğu dilekçeye istinaden iş sözleşmesinin feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatının ödendiğini, Mihmandar Kooperatifte çalışmış olması sebebiyle davanın bu kooperatife yöneltilmesi gerektiğini, alacak talepleri yönünden zamanaşımı itirazında bulunduklarını, kendi el yazısı ile düzenleyerek müvekkili birliğe vermiş olduğu ibranamede herhangi bir hak ve alacağının olmadığını beyanla kurumu tamamen ibra ettiğini, birliğe bağlı Mihmandar Kooperatifte mevsimlik işçi olarak çalıştığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının Çukobirlik Genel Müdürlüğüne bağlı Mihmandar Kooperatifi işyerinde 13.09.2001 tarihinde mevsimlik işçi statüsünde çalışmaya başladığı, iş sözleşmesinin 07.07.2006 tarihinde fesih edildiği, davacının 13.09.2001 - 28.08.2001, 05.06.2002 - 30.08.2002, 03.09.2002 - 27.08.2003, 01.09.2004 1.09.2004 - 14.02.2005, 17.03.2005 - 29.08.2005, 01.09.2005 - 31.01.2006, 01.02.2006 - 07.07.2006 tarihleri arasında çalışmalarının tam çalışma bildirildiği, bildirilen çalışma sürelerine göre her yılın belli dönemlerinde işe ara vermenin sözkonusu olmadığı, çalışması süresince değişik tarihlerde olmak üzere bazı aylarda eksik çalışma bildirilmiş ve bazı aylarda da hiç çalışma bildirilmemiş olduğunun sabit olduğu, her ne kadar davacının işe alınma yazısında mevsimlik işçi olarak işe alındığı belirtilmiş ve ücret bordrolarında mevsimlik işçi olduğu yazılmış ise de, davacının işyeri şahsi dosyasında yılın belli dönemlerinde mevsimlik çalışma sebepi ile hizmet sözleşmesinin askıya alındığı veya mevsim başlangıcında tekrar işe çağrıldığına dair bilgi ve belgenin bulunmadığı, buna göre davacının çalışmasının mevsime bağlı bir çalışma olmayıp süreklilik arzetmesi sebebi ile aralıklı çalışma olarak kabul edilmesi gerektiği ve davacının belirsiz süreli statüde aralıklı çalışma yaptığının kabul edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, yıllık izin hakkına sahip olduğu, çalıştığı süre içerisinde kullandırılmayan yıllık izinleri sebebi ile toplam 1.904,23 TL yıllık izin, 403,10 TL ücret farkı, 314,48 TL genel tatil ücret farkı, alacağı olduğu, davacının vardiyalı çalıştığına ilişkin herhangi bir belge bulunmadığından, vardiya zammı talebinin reddi gerektiği, eşitsizlik tazminatı şartları oluşmadığından bu talebinde reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı kanuni süresi içinde davalı temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık davalı işyerinde yapılan işin mevsimlik iş olup olmadığı, davacının toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanıp yararlanmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Çalışmanın sadece yılın belirli bir döneminde yoğunlaştığı işyerlerinde yapılan işler mevsimlik iş olarak tanımlanabilir. Sözkonusu dönemler işin niteliğine göre uzun veya kısa olabilir. Her zaman aynı miktarda işçi çalıştırmaya elverişli olmayan ve işyerinde yürütülen faaliyetin niteliğine göre işçilerin her yıl belirli sürelerde yoğun olarak çalıştıkları ve fakat yılın diğer döneminde işçilerin iş sözleşmelerinin ertesi yılın faaliyet dönemi başına kadar ara vermeyi gerektiren işler mevsimlik iş olarak değerlendirilebilir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 53/3 maddesi uyarınca, mevsimlik işlerde yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümler uygulanmaz. Bir başka anlatımla, mevsimlik işçi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun yıllık ücretli izin hükümlerine dayanarak, yıllık ücretli izin kullanma veya buna dayanarak ücret alacağı isteminde bulunamaz. Hemen belirtmek gerekir ki, 53/3. maddede ki kural, nispi emredici kural olup, işçi lehine bireysel iş sözleşmesi ya da toplu iş sözleşmesi ile yıllık ücretli izne ilişkin hükümler düzenlenebilir ve mevsimlik işçiler için yıllık izin hakkı tanınabilir.
Somut olayda, dosya içeriğinden, işçilerin kampanya döneminde işe alınacağı, mevsimlik olarak istihdam edilecekleri ve iş bitiminde sözleşmelerinin askıya alınması gerekeceği yönünde yazıların bulunduğu, bazı yıllarda mevsimlik işçilerin sözleşmelerinin askıya alındığına dair işyeri yazıların dosyaya ibraz edildiği, Sosyal Güvenlik Kurumu hizmet cetveline göre de çalışmaların kesintili olduğu görülmektedir. Bu tür kampanya dönemi olan işlerde, işçilerin çalışmalarının belli bir mevsimde yoğunlaşması olağan bir durumdur. Davacının sözü edilen çalışmalarının, Çukobirlik Genel Müdürlüğü işyerinde geçtiği gözetildiğinde, mevsim şartlarına göre belli dönemlerde daha fazla iş gücüne ihtiyaç doğması da kaçınılmazdır. Davacının yıllık çalışmaları genelde gün sayısı bakımından değişmiştir. Bu durumda yapılan işin mevsimlik iş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre de, davacının toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanamayacağı kabul edilerek ücret zam farkı ve genel tatil ücreti farkı alacaklarının reddi gerekirken, mahkemece yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Ancak, davacı işçinin davalı işyerinde geçen çalışmalarında yılda onbir ayın üstünde çalıştığı süreler bakımından dinlenme hakkının varlığını gerektirmektedir. 4857 sayılı Kanun'un 53/3 maddesinde mevsimlik işlerde yıllık izin hakkının doğmayacağı belirtilmiş ise de, yılın ne kadar bölümünde çalışılma halinde mevsimlik iş sayılacağı yönünde bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Öyle ki yılın tamamına yakın bir bölümünde çalışılma halinde Anayasal temeli olan dinlenme hakkının tanınmasının gerekeceği açıktır. O halde, davacının sendika üyesi olduğu çalışma dönemi içinde, işyerinde geçerli oldu toplu iş sözleşmelerinde, mevsimlik işçilerin yıllık izin kullanmalarına dair düzenleme olup olmadığı araştırılarak, var ise toplu iş sözleşmesine göre hesaplama yapılarak alacak miktarı belirlenmeli, yok ise davacının onbir ay ve üzerinde çalışmasının bulunduğu yıllar bakımından (işe başlama ve işten çıkarılma tarihleri arasındaki onbir ayı geçen süreler dahil) yıllık izin hakkının doğduğu, onbir ayın altında çalışmaların geçtiği yıllar açısından ise yıllık izin hakkının bulunmadığı dikkate alınarak izin alacaklarının hesaplanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile işin kampanya işi olmadığı gerekçesi ile çalışılan tüm yıllar için izin ücreti alacağının hüküm altına alınması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine, 10.12.2013 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy