MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA:Davacı, 6111 sayılı Kanun gereği davalı bakanlığa bağlı işyerlerine devri yapılan davacı sendika üyesi işçilerin ücretlerinin TİS 26/G maddesi gereği ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacı sendikanın, davalı bakanlık ve bağlı işyerlerinde yetkili olduğunu, davalı bakanlığın bağlı bulunduğu işveren sendikası Kamu-İş ile 01.01.2011-31.12.2012 yürürlük süreli TİS bağıtladığını, Aralık/2011 tarihi itibariyle 6111 sayılı Kanun gereği Belediyelerde çalışan işçilerin davalı Bakanlığa devredildiğini, devredilen işçilerin davacı sendikaya üye olduklarını ve üyeliklerinin işverene bildirildiğini, ancak anılan işçilere TİS ek madde 2'deki ücret skalasına göre, TİS m. 26/G gereği yapılması gereken ücret zammının uygulanmadığını, bu durumun hakkaniyete ve eşit işe eşit ücret ilkesine aykırı olduğunu, Çalışma Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü'nün 06.03.2012-3202 sayılı yazısında da bahsi geçen işçilere TİS 26/G maddesi hükümlerinin uygulanabileceğinin belirtildiğini, davacı sendikanın bu konuda hukuki yararının bulunduğunu ve girişimlerinin sonuçsuz kaldığını iddia ederek 6111 sayılı Kanun gereği davalı bakanlığa bağlı işyerlerine devri yapılan davacı sendika üyesi işçilerin ücretlerinin TİS 26/G maddesi gereği ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı bakanlık vekili; Belediyelerden devirle gelen işçiler için TİS 26/G maddesinin uygulama imkanı olmadığını, görev, hak düşürücü süre ve hukuki menfaat yokluğu itirazında bulunduklarını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Davalı Kamu-İş vekili; TİS 26/G maddesinin işe yeni alınan işçilere münhasır bir düzenleme olduğunu, devirle gelen işçilerin yeni alınan işçi niteliğinde olmadığından TİS ilgili maddesinin uygulanmasının mümkün bulunmadığını, TİS ek madde 2'de düzenlenen ücret skalasının madde metnine göre 01.07.2011 tarihinde bir kere uygulanacak olduğunu, anılan işçilerin TİS'nin imza tarihi olan 20.10.2011 tarihinden sonra işyerinde çalışmaya başladıklarını, devirle gelen işçilere TİS'den yararlanmaya başladıkları tarih dikkate alınarak ücret zamlarının uygulandığını, davacı taleplerinin hukuki dayanağının bulunmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlara ve bilirkişi raporuna göre; 5747 ve 6111 sayılı Kanun kapsamında davalı bakanlık işyerine naklen atama yoluyla başka işyerlerinden gelen ve davacı sendikaya üye olan işçilerin 01.01.2011-31.12.2012 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinden yararlanacağı, toplu iş sözleşmesinin yürürlük başlangıcı tarih 01.01.2011 tarihi itibariyle "ücret zammı" başlıklı 26. Maddesinde "iyileştirme" adıyla yapılan düzenleme kapsamında "en az" ücretten işçilerinde yararlanacağı, ek madde 2. Sinde yapılan iyileştirmenin de söz konusu işçilere uygulanacağı gerekçesiyle 6111 sayılı Kanun gereği davalı bakanlığa bağlı işyerlerine devri yapılan davacı sendikaya üye olan işçilerin ücretlerinin, işyerinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesinin “Ücret Zammı” başlıklı 26/G maddesi gereği ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun 60. maddesinde, “Uygulanmakta olan bir toplu iş sözleşmesinin yorumundan doğan uyuşmazlıkta sözleşmenin taraflarından her biri 15 inci maddeye göre yetkili iş mahkemesinde yoruma ilişkin bir tespit davası açabilir. Mahkeme en geç iki ay içinde kararını verir. Kararın temyiz edilmesi halinde Yargıtay’ın ilgili dairesi, bozma söz konusu olan hallerde işin esasına ilişkin kesin kararını iki ay içinde verir. Kesinleşen yorum kararına uymayan taraf hakkında 80 inci madde hükmü uygulanır. Kişilerin, yorum kararına uyulmamasından doğan tazminat hakları saklıdır.” denilmiştir.
Dava tarihinden sonra karar tarihinden önce 07.11.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 53. maddesinin 1. fıkrasında da “Uygulanmakta olan bir toplu iş sözleşmesinin yorumundan doğan uyuşmazlıklarda sözleşmenin taraflarınca dava açılabilir. Mahkeme en geç iki ay içinde karar verir. Kararın temyiz edilmesi hâlinde Yargıtay uyuşmazlığı iki ay içinde kesin olarak karara bağlar.” denilerek aynı düzenleme tekrar edilmiştir.
Diğer taraftan toplu iş sözleşmesinin 26. maddesi ücret zammı başlığını taşımakta olup, söz konusu maddenin “A” bendi uyarınca toplu iş sözleşmesinin yürürlük tarihinde işyerinde çalışan işçilerin ücretleri iyileştirme adı altında ayarlanmıştır. Bu ücret baz ücret olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin “B”, “C”, “D” ve E bentlerinde ise yürürlük tarihinde ve altı aylık dönemlerde işyerinde çalışan işçilerin ücretlerine belirli oranda zam yapılması öngörülmüştür. Davacının uygulanmasını istediği toplu iş sözleşmesinin 26. maddesinin “G” bendine göre ise, “İşbu toplu iş sözleşmesinin yürürlük süresi içinde işe yeni alınacak işçiye kanuni asgari ücret ödenir. Bu işçinin deneme süresini başarı ile tamamlaması ve taraf işçi sendikasına üye olması halinde, üyeliğin sendikaca işverene bildirildiği tarihi takip eden aybaşından geçerli olarak ücreti; öğrenim durumu ile verilecek görev dikkate alınmak ve aynı görevde halen çalışmakta olan kıdemi en az işçiye ödenen ücretin %95'ini' aşmamak kaydıyla işverence belirlenir. Bu işçilere ayrıca işe alındıkları dönemin ücret zammı uygulanmaz. Ancak bu uygulama sebebiyle işe yeni girenlerin ücreti, aynı nitelikteki kıdemli işçinin ücretini geçemez.” denilmektedir.
Yine toplu iş sözleşmesinin ek 2. maddesinde bir ücret skalası belirlenmiş olup, bu skalanın 01.07.2011 tarihinde bir kere uygulanacağı, 01.07.2011 tarihi itibariyle işçilerin oluşmuş olan zamlı günlük brüt çıplak ücretlerinin skaladaki kıdem ve eğitim durumlarına karşılık gelen ücretlerin altında kalan işçilerin ücretlerinin skaladaki ücretlere yükseltileceği kararlaştırılmıştır.
Somut olayda, davalı idare işyerlerinde uygulanmakta olan toplu iş sözleşmesinin 26. maddesinin “G” bendi ve ek 2. maddesinin nakillerle gelen işçiler bakımından uygulanma kabiliyetine sahip olup olmadığı uyuşmazlık konusunu oluşturmaktadır. Şu halde özel kanunlar gereğince nakille gelen işçilerin yukarıda belirtilen hükümlerin kapsamlarına girip girmediği çözülmesi gereken hukuki problemi oluşturmaktadır. Görüldüğü gibi uyuşmazlık toplu iş sözleşmesi hükümlerinin yorumuna ilişkindir. Yorum davasının koşullarından biri de yorumu gerektiren bir hükmün bulunmasıdır. Oysa somut olayda yorumu istenen hükümler açık olup, yorum yoluyla hükmün kapsamının genişletilebilmesi mümkün değildir.
Yukarıda değinilen sebeplerle 6356 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrası uyarınca aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Hüküm:
1-Ankara 7. İş Mahkemesinin 19.06.2013 tarih, 2012/469 esas, 2013/665 karar sayılı kararının bozularak ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ’ye göre 1.320,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 150,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 30.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy