MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA:Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada 17./07.2006 tarihinden itibaren “ödeme teknolojileri uygulama yetkilisi” unvanı ile çalıştığını, iş sözleşmesinin 14.12.2011 tarihinde haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süreye ilişkin ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren vekili, davacı işçinin maaşının brüt 1.469,00 TL olmasına rağmen 23.309,00 TL kredi ve kredi kartı borcu olduğunu, maaşının çok üzerindeki tutarlarla bahis sitelerine girerek bahis oynadığını ve yatırdığı tutarları kaybetmesi sonucu borçlarını ödemek için çalışma arkadaşlarından borç aldığını, bu borçların geri ödemelerinde sıkıntıya düştüğünü, bu nedenle çalışma arkadaşları arasında huzursuzluğa sebebiyet verdiğini, feshin geçerli nedene dayandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davacının borcu gelirine oranla yüksek ise de davacı hakkında yasal takip başlatılmaması, maaşı üzerinde herhangi bir haciz kaydı olmaması, hakkında verilmiş başka bir disiplin cezası bulunmadığı, emir ve talimatları yerine getirmesi, performansı ve verimi ile ilgili bir ihtilaf olmaması nedeniyle fesih işleminde ölçülülük ilkesine uyulmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanılarak feshedilebileceği düzenlenmiştir. Sözkonusu geçerli sebepler İş Kanunu’nun 25. maddesinde belirtilen derhal fesih için öngörülen haklı nedenler olduğu gibi, bu nitelikte olmamakla birlikte, işçinin ve işyerinin normal yürüyüşünü olumsuz etkileyen hallerdir. . İşçinin sık sık rapor alması yasanın gerekçesinde bu nedenler içinde sayılmıştır. İşçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan sebepler ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde fesih için geçerli sebep olabilirler. İş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli sebeplere dayandığı kabul edilmelidir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğine göre davacı işçinin davalı şirkete ait işyerinde 17.07.2006-14.12.2011 tarihleri arasında kart operasyon bölümü ödeme teknolojileri uygulama yetkilisi olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından 14.12.2011 tarihli fesih bildirimi ile kredi ve kredi kartlarından kaynaklanan 23.309,00 TL borcunun bulunduğu, borçluluğa neden olan harcamalarının büyük kısmının bahis alışkanlığından kaynaklandığı, mesai arkadaşları ile sürekli olarak borç - alacak ilişkisine girdiği ve artık mesai arkadaşlarının borç vermekten imtina ettikleri gerekçesiyle 4857 sayılı kanunun 17. ve 18. maddeleri gereğince yasal hakları ödenmek suretiyle feshedilmiştir.
Mahkemece davacı hakkında sözkonusu borç dolayısıyla yasal takip başlatılmadığı için feshin geçerli nedene dayanmadığı sonucuna varılması dosya içeriğine uygun düşmemiştir. Davacının oynadığı bahisler sonucu sık sık arkadaşlarından borç almak suretiyle işyerinde olumsuzluklara neden olduğu sabittir. Davalı işveren tarafından iş sözleşmesinin devamı beklenemeyeceğinden iş sözleşmesinin feshinde geçerli sebebin varlığının kabul edilmesi gerekirken mahkemece aksi kanaatle yazlı şekilde karar verilmesi bozma sebebidir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 660,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 21.10.2013 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, kararın onanması gerekir görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum. 21.10.2013