MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA:Davacı, 6111 sayılı Kanun gereği davalı işyerine devri yapılan, TİS imza tarihinden sonra davacı sendikaya üye olan işçilerin 01.03.2011-28.02.2013 yürürlük süreli TİS hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacı sendikanın, davalı genel müdürlük ve bağlı işyerlerinde yetkili olduğunu; davalı genel müdürlüğün bağlı bulunduğu işveren sendikası Kamu-İş ile 21.10.2011 imza, 01.03.2011-28.02.2013 yürürlük süreli TİS bağıtladığını; 6111 sayılı Kanun gereği belediyelerde çalışan işçilerin davalı genel müdürlüğe devredildiğini; 21.10.2011 imza tarihinden sonra devredilen ve davacı sendikaya üye olan işçilerin TİS'den yararlandırılmadıklarını; bu durumun hakkaniyete aykırı olduğunu; davacı sendikanın üyelerinin haklarının ileriye dönük olarak uygulanmasının tespitinden hukuki yararının bulunduğunu" belirterek, 6111 sayılı Kanun gereği davalı işyerine devri yapılan, TİS imza tarihinden sonra davacı sendikaya üye olan işçilerin 01.03.2011-28.02.2013 yürürlük süreli TİS hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili, "TİS Geçici 4.maddede 'TİS imza tarihinden sonra taraf sendikaya üye olan işçiler ile bu TİS'nin imza tarihinden sonra gelecek işçiler hakkında ise bu işçilerin devirlerini düzenleyen kanun hükümleri uygulanır' hükmünün bulunduğunu; davacı taleplerinin TİS ve yasa'ya aykırı olduğunu; madde hükmünün eşitlik ve hakkaniyet ilkesine aykırı bir düzenleme içermediğini" belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Kamu-İş vekili, "Toplu iş sözleşmelerinin tarafların serbest iradeleri ile akdedildiğini; TİS'den yararlanma şartlarının 2822 sayılı Kanun'da düzenlendiğini; taraflar arasında bağıtlanan 01.03.2011-28.02.2013 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesi geçici 4. madde hükmünün de yoruma yer bırakmayacak ölçüde açık düzenlendiğini; eşitlik ve hakkaniyet ilkesine aykırı bir düzenleme bulunmadığını" belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, 5747 ve 6111 sayılı Kanun kapsamında davalı genel müdürlük işyerine naklen atama yoluyla başka işyerlerinden gelen ve davacı sendikaya üye olan işçilerin 01.03.2011-28.02.2013 yürürlük süreli TİS'nden yararlanacağı, TİS'nin yürürlük başlangıcı 01.03.2011 tarihi itibariyle "ücret zammı" başlıklı 30.maddesinde "iyileştirme" adıyla yapılan düzenleme kapsamında (ücret zamları hariç) "en az" ücretten işçilerinde yararlanacağı gerekçesiyle 6111 sayılı Kanun gereği davalı işyerine nakli yapılan, TİS'nin imza tarihinden sonra sendikaya üye olan işçilerin 01.03.2011-28.02.2013 yürürlük süreli TİS hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Somut olayda davacının toplu iş sözleşmesinin imza tarihinden sonra davalı idareye naklen gelen veya naklen gelip de bu tarihten sonra sendika üyesi olan işçilerin 21.10.2011 imza ve 01.03.2011-28.02.2013 yürürlük tarihli toplu iş sözleşmesinde yararlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istediği görülmektedir. Davacının hukuki yararının bulunup bulunmadığı öncelikle çözülmesi gereken hukuki problemi oluşturmaktadır.
Tespit davası 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 106. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede, “Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz.” denilmektedir.
Görüldüğü üzere kanunla belirtilen istisnalar dışında tespit davası açılabilmesi hukuken korunmaya değer güncel bir yararın mevcudiyetine bağlıdır. Somut olayda davacı sendikanın talebi, üyesi olan işçilerin bizzat kendilerinin açabilecekleri veya üye işçilerin 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 26. maddesinin 2. fıkrası uyarınca verecekleri yetkiye bağlı olarak davacı sendikanın açabileceği eda davalarında çözümlenebilecek niteliktedir. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına göre, eda davası açılabilecek hallerde eda davası tespit hükmünü de içerdiğinden ayrıca bir tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Bu itibarla davacının bu davayı açmakta ve sonuçlandırmakta kanunun ifade ettiği şekliyle korunmaya değer güncel bir hukuki yararı bulunmamaktadır.
Diğer taraftan hukuki yarar dava şartlarından olup dava şartları yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınır. Dava şartı eksikliği davanın usulden reddini gerektiren bir haldir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle davanın 6100 sayılı Kanun'un 114/1-h ve 115/1-2 maddeleri uyarınca usulden reddedilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 30.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.