MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA:Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili davalının fesih sebeplerinin yerinde olmadığını, işyerinin yıl sonlarında kapasitesinin düşmekte olduğunu, işverenin 2011 yılı Ağustos ayında elli işçiyi işten çıkardığını, Eylül ayında ise elli işçi işe aldığını, bu durumun işletmesel kararın tutarlı olmadığının bir göstergesi olduğunu, çalıştığı bölümün hiçbir zaman kapanmadığını, davalı işverenin fesih sebebi ile bağlı iken fesih sebebinin genel olarak ekonomik sebeplere bağlandığından bahisle feshin geçersizliğini ve işe iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili alınan yönetim kurulu kararı çerçevesinde, davacıya ücretsiz izin teklifi yapıldığını, davacının önce ücretsiz izin uygulamasını kabul etmediğini belirterek işyerinden gönüllü olarak ayrılmak istediğini ve iş sözleşmesinin kanuni haklarının ödenmesi suretiyle işverence feshedilmesini talep ettiğini davacının işyerinden gönüllü olarak ayrılma talebi sebebiyle, davanın öncelikle işbu sebeple reddine karar verilmesi gerektiğini, iş sözleşmesinin geçerli sebebe dayalı olarak feshedildiğini davacının çalışabileceği boş bir kadro olmadığından yapılan fesih işleminin geçerli olduğunu beyan ederek açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamında davalı işyerinde mali yönden ve kapasite kullanımı yönünden bir daralma yaşandığı bu daralmanın personel ihtiyacını da azalttığı, davalı işveren tarafından alınan yönetim kurul kararı gereği davacı işçinin iş sözleşmesinin davalı işverence geçerli sebeple feshettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlık iş sözleşmesinin işveren tarafından geçerli sebeple feshedilip feshedilmediği noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesinde işletmenin, işyerinin veya işin gerekleri kavramına yer verilmiş, işletmesel karar kavramından söz edilmemiştir. İşveren yönetim hakkı kapsamında amaç ve içeriğini belirlemekte serbest olduğu kararlar alabilir. Geniş anlamda işletmesel karar işçinin iş sözleşmesinin feshi dahil olmak üzere işverenin işletme, işyeri ile ilgili ve işin düzenlenmesi konusunda bu kapsamda aldığı her türlü karardır.
İşverenin mevcut olan işçi sayısını fiilen mevcut olan iş ihtiyacına uyumlaştırmak için açıkça ifade etmediği kararları, gizli, örtülü işletmesel karar olarak nitelendirilmektedir. Bu tür durumlarda işletmesel kararın varlığı iş sözleşmesinin feshi için gösterilen sebepten çıkarılır. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi uyarınca işletmesel gereklere dayalı feshin söz konusu olabilmesi için varlığı şart olan açıkça işletmesel kararın varlığı yerine bir anlamda işverence fesih bildiriminde açıklanan sebep geçmektedir.
İşletmenin işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan fesihte yargısal denetim yapılabilmesi için mutlaka bir işletmesel karar gerekir. İş sözleşmesinin iş, işyeri veya işletme gereklerine dayalı olarak feshi işletmesel kararın sonucu olarak gerçekleşir. İşletmesel karar çerçevesinde fesih işlemi değişen durumlara karşı işverenin tepkisidir. Bu kararlar işyeri ve işletme içi veya dışından doğabilir. Bu sebepler işçinin işyerinde çalışmaya devam etmesi gerekliliğini doğrudan veya dolaylı olarak ortadan kaldırıyorsa dikkate alınmalıdır.
İşletmesel karar söz konusu olduğunda kararın yararlı veya amaca uygun olup olmadığı yönünde bir inceleme yapılamaz. Kısaca işletmesel kararlar yerindelik denetimine tabi tutulamaz. İşverenin serbestçe işletmesel karar alabilmesi ve bunun kural olarak yargı denetimi dışında tutulması şüphesiz bu kararların hukuk düzeni tarafından öngörülen sınırlar içinde kalınarak alınmış olmalarına bağlıdır.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 2. fıkrasında feshin geçerli sebeplere dayandığının ispat yükü işverene verilmiştir. İşveren ispat yükünü yerine getirirken feshin biçimsel koşullarına uyduğunu içerik yönünden fesih sebeplerinin geçerli veya haklı sebebe dayandığını kanıtlamalıdır. Bu kapsamda işveren fesihle ilgili karar aldığını, bu kararın istihdam fazlası meydana getirdiğini, tutarlı şekilde uyguladığını ve feshin kaçınılmaz olduğunu ispatlamalıdır.
Feshin işletme işyeri ve işin gereklerinden kaynaklanan sebeplerle yapıldığı ileri sürüldüğünde bu konuda işverenin işletmesel kararı aranmalı, işgörme ediminde ifayı engelleyen, bir başka anlatımla istihdamı engelleyen durum araştırılmalı, işletmesel karar ile istihdam fazlalığının meydana gelip gelmediği, işverenin bu kararı tutarlı şekilde uygulayıp uygulamadığı (tutarlılık denetimi), işverenin fesihte keyfi davranıp davranmadığı (keyfilik denetimi) ve işletmesel karar sonucu feshin kaçınılmaz olup olmadığı (ölçülülük denetimi feshin son çare olması ilkesi) açıklığa kavuşturulmalıdır.
İşletmesel kararın amacı ve içeriğini belirlemekte özgür olan işveren, işletmesel kararı uygulamak için aldığı tedbirin feshi gerekli kıldığını ve feshin geçerli sebebini oluşturduğunu kanıtlamalıdır. İşletmesel kararın amacı ve içeriğini serbestçe belirleyen işveren geçerli neden teşkil eden ve ayrıca istihdam fazlası doğuran tedbire ilişkin kararı sürekli ve kalıcı şekilde uygulamalıdır. İş sözleşmesinin feshiyle takip edilen amaca uygun daha hafif somut belirli tedbirlerin mevcut olup olmadığı değerlendirilmelidir. Feshin kaçınılmazlığı ekonomik açıdan değil teknik denetim kapsamında bu kararın hukuka uygun olup olmadığı ve işçinin çalışma olanağını ortadan kaldırıp kaldırmadığı yönünde kısaca feshin son çare olması ilkesi çerçevesinde yapılmalıdır.
İş ilişkisinde işletmesel kararla iş sözleşmesini fesheden işveren, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’un 2. maddesi uyarınca, yönetim yetkisi kapsamındaki bu hakkını kullanırken keyfi davranmamalı, işletmesel karar dürüstlük kuralarına uygun olarak alınmalı ve bu hak kötüye kullanılmamalıdır. İşverenin keyfi davrandığını ispat yükü işçiye aittir.
Dosya içeriğine göre, davacının davalıya ait işyerinde fırın işçisi olarak çalıştığı ve davalı tarafından iş sözleşmesinin ekonomik sebeplerden dolayı 30.09.2011 tarihli yönetim kurulunca alınan kararlar gereği 04.11.2011 itibariyle feshedildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece yargılama sırasında keşif yapılarak bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Raporda fesihten altı ay öncesine kadar işçi giriş ve çıkışlarına ilişkin verilerin bulunduğu ancak fesih sonrası yalnızca bir aya ilişkin bu konuda verilerin incelendiği görülmektedir. Feshin tutarlı olup olmadığını irdelemek için fesihten sonrası altı aylık dönemi kapsayan kurum bildirgeleri dosya kapsamına getirtilmelidir. Fesihten önce 2011 yılı Eylül ayında 43 işçinin işe alındığı görülmektedir. Bu 43 kişinin hangi bölüme alındığı incelenmemiş işletmesel kararla çelişip çelişmediği irdelenmemiştir. Yine raporda davalı işverenlikte fazla çalışma yaptırılıp yaptırılmadığı konusunda işverence buna yönelik kayıtların verilmediği belirtilmiştir. Mali yönden incelemede ise davalı şirketin 2011 yılında 2010 yılına göre brüt satışlarında azalma olduğu ancak yatırıma dönük giderlerin olduğu ve dönem sonunda kardaki azalmanın bu giderlerin yüksekliğinden kaynaklandığı personel giderlerinin karın azalmasına etkisinin çok düşük olduğu tespit edilmiş; kapasite kullanımı konusunda ise başka ürünler de bulunduğu ancak bunlar konusunda dosyada bir veri bulunmadığı için yalnızca iki üründe ve sadece 2011 yılı için inceleme yapılarak kapasite kullanımının azaldığı buna göre bakım faaliyetleri ve ihtiyaçlarının daha az olacağı sonucuna ulaşılmış, ancak önceki yıllar irdelenmemiş aylara göre azalmanın işyeri işleyişinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı kaç fırın işçisi olduğu davacının istihdam fazlası olup olmadığı hususu araştırılmayıp raporun sonuç bölümünde davalı işyerinde mali yönden ve kapasite kullanımı yönünden bir daralma yaşandığı, davacının yaptığı görevin üretime bağlı olup kapasite kullanımındaki azalmanın davacının görevine olan ihtiyacı azalttığı şeklinde mali yönden tespitle çelişkili, kapasite kullanımı yönünden eksik incelemeye dayalı bir sonuca ulaşıldığı görülmektedir. Yine işçi çıkışı yapılırken işverenliği bağlayan sosyal seçim kriteri bulunup bulunmadığı, buna uyulup uyulmadığı konusunda bir inceleme yapılmamıştır. 30.09.2011 tarihli yönetim kurulu kararında “hizmet akitleri feshedilecek işçilerin seçiminde emekli statüsünde çalışan işçiler ile emekliliğe hak kazanmış durumda olmasına rağmen çalışmaya devam eden işçilerin hizmet akdinin feshinde öncelik tanınmasına” karar verilmiştir. İşverence buna uyulup uyulmadığı konusunda bir araştırma yapılmamıştır.
Davacı vekili ibraz edilen bilirkişi raporuna karşı birçok noktada ayrıntılı olarak itirazda bulunmuştur. Mahkemece bu itiraz değerlendirilerek yukarıda anlatılan ilkeler uyarınca gerekirse işyerinde tekrar keşif yapılarak itirazları irdeler denetime elverişli açık ve ayrıntılı bilirkişi raporu alınarak sonuca gidilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.10.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy