MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA:Davacı, fazla çalışma, gece çalışması ve tatil ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı Belediyede itfaiye elemanı olarak çalıştığı dönemde yirmidört saat çalışma ve kırkdört saat dinlenme esasına göre çalıştığını, bu dönemde yaptığı fazla çalışma, gece çalışması ve genel tatil çalışmasının karşılığının ödenmediğini, işyerinde uygulanmakta olan TS hükümleri gereği fazla çalışmanın yüzde yüz zamlı olarak, genel tatil çalışmasının da yevmiyenin dört katı olarak ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, fazla çalışma, gece çalışma farkı alacağı ve genel tatil alacaklarını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının tüm işçilik alacaklarının toplu iş sözleşmesi gereği hesaplanarak davacıya ödendiğini, davacının Belediyeden alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulü ile gece çalışma alacağı farkının reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı ve genel tatil alacağına hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma ve genel tatil çalışması yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışma ve genel tatil çalışmasının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışma ve genel tatil çalışmasının bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında
herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille sözkonusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Fazla çalışma ve genel tatil çalışmasın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan şahitlerin anlatımlarına değer verilemez.
Fazla çalışma ve ulusal ... genel tatil çalışmalarının ... bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak, fazla çalışma ve ulusal ... genel tatil çalışmalarının taktiri delil niteliğindeki şahit anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Somut olayda; davacı, davalı işveren işyerinde itfaiye elemanı olarak çalıştığı dönemde fazla çalışma, gece çalışması ve ulusal ... genel tatil çalışması yaptığını iddia ederek bu dönem için anılan alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir. Mahkemece, davacının yirmidört saat çalışıp kırksekiz saat dinlenme usulüne göre çalışması sebebi ile yirmidört saat çalışılan günler için Yargıtay uygulamalarına uygun olarak günde üç saat fazla çalışma hesaplanması ve genel tatillerin de 1/3'ünde çalıştığının kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, dosyada bulunan ve davacının belli bir tarihte itfaiye elemanı olarak görevlendirildiğine ilişkin yazı üzerine, bu tarihten dava tarihine kadar olan dönem için fazla çalışma ve genel tatil alacağı hesaplanmış ise de, davacının görevlendirme yapıldıktan dava tarihine kadar aynı işte çalışıp çalışmadığı dosya kapsamı ile denetlenememektedir. Ayrıca, dosyada davacının itfaiye elemanı olarak çalıştığı tüm döneme ilişkin nöbet defteri bulunmamakla birlikte kayıt olmayan dönemde de aynı şekilde çalıştığının kabulü ile hesaplanan alacaklardan hakkaniyet indirimi yapılmaması da yerinde değildir. Mahkemece yapılacak iş; davacı itfaiye elemanı olarak çalıştığı dönem için talepte bulunduğuna göre, davalı Belediyeden davacının hangi tarihler arasında ve ne kadar süre ile itfaiye elemanı olarak çalıştığının sorulması, davacının itfaiye elemanı olarak çalıştığı sürenin tespitinden sonra, bu döneme ilişkin tüm nöbet defterlerinin celp edilmesi, kayıt olan dönem için şimdiki gibi takdiri indirim yapılmaması, ancak kayıt olmayan dönemden dosya içeriğine uygun bir takdiri indirim yapılmasından ibarettir. Bu yönler gözetilmeden yanılgılı bilirkişi raporuna dayanılarak sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy