MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA:Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti
Davacı vekili, müvekkilinin 1997 yılından beri Sosyal Güvenlik Kurumu Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Kreş ve Gündüz Bakımevi Müdürlüğünde çocuk eğiticisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işyerinde üç kişilik eksilmeye gidilmesi sebebi ile feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ... vekili, asıl işverenin yüklenici firma olduğunu, hizmet satın alan idarenin sorumluluğunun bulunmadığını, husumet itirazında bulunduklarını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin taraf sıfatının bulunmadığını, davacının fesih bildiriminde kendi el yazısı ile Sosyal Güvenlik Kurumu işçisi olduğunu ikrar ettiğini, işten çıkarma yetkisinin de müvekkili firmada olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacı şahitlerinin, davacının işini gerektiği şekilde yaptığını, eleman eksiltmesine gidildiği gerekçesi ile beş kişinin iş sözleşmesinin feshedildiğini, ancak yerlerine beş kişinin alındığını beyan etmeleri karşısında davalı işverenin davacının iş sözleşmesini işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan geçerli sebeplerle feshettiğini ve feshe son çare olarak başvurduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, her iki davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesinde işletmenin, işyerinin veya işin gerekleri kavramına yer verildiği halde, işletmesel karar kavramından söz edilmemiştir. İşveren amaç ve içeriğini belirlemekte serbest olduğu kararları, yönetim hakkı kapsamında alabilir. Geniş anlamda, işletme, işyeri ile ilgili ve işin düzenlenmesi konusunda, bu kapsamda işçinin iş sözleşmesinin feshi dahil olmak üzere işverenin aldığı her türlü kararlar, işletmesel karardır. İşletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan fesihte, yargısal denetim yapılabilmesi için mutlaka bir işletmesel karar gerekir. İş sözleşmesinin iş, işyeri veya işletme gereklerine dayalı olarak feshi, işletmesel kararın sonucu olarak gerçekleşmekte, fesih işlemi de işletmesel karar çerçevesinde değişen durumlara karşı işverene tepkisini oluşturmaktadır. Bu kararlar işletme ve işyeri içinden kaynaklanan sebeplerden dolayı alınabileceği gibi, işyeri dışından kaynaklanan sebeplerden dolayı da alınabilir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece davacı şahitlerinin beyanları doğrultusunda sonuca gidilmiş, işyerine fesihten sonra işçi alımı olduğu, dolayısıyla feshin son çare olması ilkesine uyulmadığı gerekçesiyle kabul kararı verilmiştir. Ancak mahkemece sonradan işe alındığı belirtilen bu işçilerin davacı ile aynı nitelikte olup olmadıkları araştırılmamıştır. Nitekim varılan bu sonuç, işletme gerekleri ile fesihte izlenmesi gereken ve yukarıda açıklanan ilkelere uygun değildir. Öncelikle işverenin aynı işkolunda iş gücünü ve işçi alımı ve çıkarılmasını gösteren fesih tarihi ve sonrasına ait Sosyal Sigortalar Kurumu kayıtları getirtilmeli, daha sonra işyerinde istihdam konusunda uzman bilirkişiler marifeti ile keşif yapılmalı, yukarıda belirtilen ilkeler kapsamında işletmesel karar ile istihdam fazlalığının meydana gelip gelmediği, işverenin bu kararı tutarlı şekilde uygulayıp uygulamadığı, işverenin fesihte keyfi davranıp davranmadığı ve işletmesel karar sonucu feshin kaçınılmaz olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup, hüküm bu sebeplerle bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek olması halinde ilgiliye iadesine, 28.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.