MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA:Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının davalı şirkete ait işyerinde 01.08.2002-15.04.2010 tarihleri arasında usta olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin 15.04.2010 tarihinde davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini, belirterek, kıdem ihbar tazminatı ve fazla çalışma ücret alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davacının 01.08.2002 tarihinde çalışmaya başlayıp, 06.04.2010 tarihinde gözaltına alındığını, 07.04.2010 tarihinde serbest kaldığını, işverene gözaltına alınma sebebi olarak mobese kamerasına hız limitini aştığından bahisle yakalandığı şeklinde bildirdiğini, 15.04.2010 tarihine kadar işyerine gelmediğini, işverenin güvenini kötüye kullandığından iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II. maddesi uyarınca haklı sebeple feshedildiğinden kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmayacağını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının kıdemli bir işçi olarak sözleşmenin esaslı unsurlarında gerçeğe aykırı beyanda bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, feshin haklı sebebe dayandığının davalı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle feshin davalı işveren tarafından haklı bir sebebe dayanmadan gerçekleştirildiği sonucuna varılarak kıdem ve ihbar tazminatı istekleri hüküm altına alınmıştır.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-İş sözleşmesinin, işveren tarafından haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık sözkonusudur.
4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinin (II) numaralı bendinin (g) alt bendinde, “işçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi” halinde, işverenin haklı fesih imkanının bulunduğu kurala bağlanmıştır.
Dosya içeriğine göre davacının davalı işyerinde gözaltına alınmasından sonra işyerine 07.04.2010 tarihinde serbest bırakılmasından sonra 07.04.2010 tarihinden itibaren 15.04.2010 tarihine kadar izinsiz ve mazeretsiz devamsızlık yaptığına ilişkin işveren tarafından devamsızlık tutanakları tutulmuş, yargılama sırasında davalı şahidi olarak dinlenen tutanak mümziileri tutanak içeriğini doğrulamışlardır. Devamsızlık tutanaklarının aksine belirtilen günlerde işe devam ettiği davacı tarafından ispatlanmamıştır. Saptanan bu olgulara göre iş sözleşmesinin devamsızlık sebebiyle işveren tarafından haklı sebeple feshedildiğinin kabulü gerekir. İş sözleşmesin feshi haklı sebebe dayandığından davacı kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarına hak kazanamaz. Kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin reddi yerine hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.