MAHKEMESİ:... Mahkemesi
DAVA:Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai, ulusal bayram genel tatil, yıllık izin ücreti ile ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı ... A. Ş.avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalı işverenlik nezdinde çalıştığını, emeklilik nedeniyle ... sözleşmesini feshettiğini, ancak kıdem tazminatının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkili kurumun işletme müdürlükleri bünyesinde dış görevlerde kullanılmak üzere kiralık araç için ihaleye çıkıldığını, diğer davalı tarafından verilen teklif nedeniyle sözleşme imzalandığını, diğer davalının çalıştırdığı işçileri için ödenmeyen ücretleri ile ilgili sorumluluğun söz konusu olmadığını, müvekkili kurum elektrik dağıtım lisansına sahip bir kuruluş olarak faaliyet konusu elektrik dağıtımı olup, araç kiralama işi müvekkilin asli işi olmadığını ve bu nedenle kuruma husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı avukatı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Kıdem tazminatına uygulanması gereken faizin başlangıcı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı ... Kanunu'nun 120. maddesi hükmü uyarınca kıdem tazminatını düzenleyen 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesi halen yürürlüktedir. Anılan 14. maddenin 11. fıkrası hükmüne göre kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi halinde bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği 1475 sayılı Kanun'un 14/11. maddesinde öngörülmüştür. O halde faiz başlangıcı fesih tarihi ./..
olmalıdır. Bu noktada, ... sözleşmesinin ölüm ya da diğer nedenlerle son bulması faiz başlangıcını değiştirmez. Ancak, yaşlılık, malullük aylığı ya da toptan ödeme almak için işyerinden ayrılma halinde 1475 sayılı Kanun'un 14/3. maddesine göre işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa başvurduğunu belgelemesi şarttır. Bu halde faiz başlangıcı da anılan belgenin işverene verildiği tarih olmalıdır.
Somut olayda davacının ... sözleşmesinin emeklilik nedeni ile sona erdiği ve emekliliğe ilişkin kurum yazısının dava tarihi öncesinde işverene sunulduğuna ilişkin dosyada belge bulunmadığı anlaşıldığından, kıdem tazminatı alacağına dava tarihi olan 19.07.2011 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken fesih tarihinden itibaren faiz işletilmesi hatalı olmuştur. Bu husus bozma nedeni ise de, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca halen yürürlükte olan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın hüküm fıkrasının (1) nolu bendinde geçen "2.989,60 TL brüt kıdem tazminatının sözleşmenin fesih tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine," ifadesinin tamamen çıkarılarak yerine "2.989,60 TL brüt kıdem tazminatının dava tarihi olan 19.07.2011 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine," ifadesinin yazılmasına ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 07.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.