Davacı vekili, davacının giriş çıkış saatlerine uymadığı için savunmasının istendiğini, savunma talebinde savunma yapması için dört günlük süre verildiğini, ancak süre dolmadan iş sözleşmesinin feshedildiğini, yapılan bu feshin geçersiz olduğunu ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının işe giriş çıkış saatlerine uymadığının kartlı geçiş sistemi ile sabit olduğunu, savunma talebini içeren yazıyı tebellüğden imtina ederek savunma yapmayacağını gösterdiğini, bu sebeple savunma süresinin beklenmesine gerek görülmediğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının fesih konusu olayla ilgili savunmasının istendiği, savunma talebinde davacıya dört günlük süre tanındığı, ancak bu sürenin sonu beklenmeden iş sözleşmesinin feshedildiği ve davacıya iş sözleşmesinin feshi ile ilgili gerekçe gösteren bir yazılı bildirimin yapılmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı ve savunma talebini içerir yazıda davacıya tanınan savunma süresinin sonuna kadar beklenmesinin gerekip gerekmediği uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun'un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 19. maddesine göre işveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili sebeplerle feshedilemez.
Somut olayda, davacının iş sözleşmesi davalı işveren tarafından düzenlenmiş 22.11.2012 tarihli yazılı fesih bildirim içeriğine göre; davacının işe giriş çıkış saatlerine uymamak sureti ile işyerinde iş akışını ve iş ortamını olumsuz etkileyecek bir biçimde sık sık işe geç gelip erken çıkması ve bu tutumunu alışkanlık haline getirmesi geçerli sebep sayılarak 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17 ve takip eden maddeleri uyarınca feshedilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; davacının, işe giriş çıkış saatlerine uymadığı, bu tutumunu alışkanlık haline getirdiği işyerinde uygulanan kartlı geçiş sistemindeki kayıtlarla sabittir. Davacı bu hususta aylık olarak istenen savunmalarında üst yöneticilerin bilgisi dahilinde olduğunu bildirmiş ise de bu iddiasını kanıtlayamadığı gibi fesihten önce savunma vermekten de imtina etmiştir. Davacının devamlılık arz eder şekilde işe geç gelip erken çıkmasının işyerinde olumsuzluklara yol açacağı ve işin yürütümünü bozacağı dolayısıyla bu durumunu işveren yönünden iş sözleşmesinin feshi için geçerli sebep oluşturacağı açıktır. Mahkemece fesihten önce işverence davacıya savunmasını vermesi için tanınan süreye uyulmaması ve davacıya iş sözleşmesinin feshi ile ilgili gerekçe gösteren bir yazılı bildirimin yapılmadığı gerekçesiyle feshin geçersizliğine karar verilmiş ise de; davacı savunma yazısını almaktan dolayısıyla savunma vermekten imtina ettiğine göre artık fesih işlemi için savunma yazısında öngörülen sürenin beklenmesine gerek kalmadığının gözetilmemesi ve yazılı fesih bildiriminde fesih sebebinin (gerekçesinin) belirtilmiş bulunması karşısında mahkemece oluşturulan gerekçe yerinde bulunmamıştır. Davacının işyerinde olumsuzluğa yol açan ve işin yürütümünü bozan nitelikteki davranışları nedeniyle yapılan fesih işleminin geçerli sebebe dayandığından işe iade isteminin reddi yerine dosya içeriğine aykırı gerekçelerle kabulü hatalıdır.
Belirtilen sebeplerle 4857 sayıl Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, yerel mahkeme hükmünün bozularak ortadan kaldırılması, yerine Dairemizce belirtildiği gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 130,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 04.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.