MAHKEMESİ : Tatvan Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 30/04/2013
NUMARASI : 2012/593-2013/253
DAVA : Davacı, 200.000,00 TL üyelik aidatının toplu iş sözleşmesine göre ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işletme kredilerine uygulanan en yüksek faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkili sendika ile davalı belediye arasında 01.03.1988-31.12.2005 tarihleri arasında değişen süreli toplu iş sözleşmesi imzalandığını, sendika ana tüzüğü ve sözleşme gereğince üye işçilerden ve dayanışma aidatı ödeyerek sözleşmeden yararlanan işçilerden kesilen sendika üyelik aidatlarının ödenmediğini ileri sürerek üyelik aidatı alacaklarının toplu iş sözleşmesine göre ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işletme kredilerine uygulanan en yüksek faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; müvekkili belediye başkanlığının Tatvan ilçesinde bulunduğunu, bu nedenle yetkili iş mahkemesinin de Tatvan İş Mahkemesi olmasına rağmen davacı tarafın davasını yetkisiz mahkemede açtığını, bu nedenle davaya yetki yönünden itiraz ettiklerini, Borçlar Kanunu’nun 126. maddesinin açık hükmü ile her tür aidat alacaklarının 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, davacı sendikanın ise yaklaşık 17 yıllık aidat alacağını talep ettiğini, bu nedenle 5 yıldan daha uzun süreye ilişkin taleplerinin zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporlarına dayanılarak, davacının 324.218,95 TL aidat alacağı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının talep ettiği aidat alacağının olup olmadığı, zamanaşımına uğrayan aidat alacaklarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 23. maddesinde, “Faaliyeti durdurulmayan sendika ve konfederasyonlara üyelerince ödenecek aidatın miktarı tüzüklerinde belirtilir. İşçi sendikasına işçinin ödeyeceği aylık üyelik aidatı tutarı, bir günlük çıplak ücretini geçemez. İşveren sendikasına işverenin ödeyeceği aylık üyelik aidatı tutarı, işyerinde işçilere ödediği bir günlük çıplak ücretleri toplamını geçemez. Sendika tüzüklerine, üyelik aidatı dışında, üyelerden başka bir aidat alınacağına ilişkin hükümler konamaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un 61. maddesinde, “İşyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikasının, toplu iş sözleşmesi yapılmamışsa veya sona ermişse yetki belgesi alan işçi sendikasının yazılı talebi ve aidatı kesilecek sendika üyesi işçilerin listesini vermesi üzerine, işveren sendika tüzüğü uyarınca üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını ve Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu gereğince sendikaya ödenmesi gerekli dayanışma aidatını, işçilere yapacağı ücret ödemesinden kesmeye ve kestiği aidatın nevini belirterek tutarını ilgili sendikaya vermeye ve kesinti listesini sendikaya göndermeye mecburdur. Bu aidat dışında sendikaya ödenmek üzere bir kesintinin yapılması toplu iş sözleşmesi ile kararlaştırılamaz.
Yukarıdaki fıkra gereğince sendika tüzüğüne uygun olarak kesilmesi istenilen aidatı kesmeyen işveren ilgili sendikaya karşı kesmediği veya kesmesine rağmen bir ay içinde ilgili kuruluşa göndermediği miktar tutarınca genel hükümlere göre sorumlu olduktan başka aidatı sendikaya verinceye kadar bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faizi ödemek zorundadır.” düzenlemesi yer almıştır.
Yine dava tarihinde yürürlükte bulunan 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun 9. maddesinin 3. fıkrasında ise, “Toplu iş sözleşmesinin imzası sırasında taraf işçi sendikasına üye bulunmayanlar, sonradan işyerine girip de üye olmayanlar veya imza tarihinde taraf işçi sendikasına üye bulunup da ayrılanlar veya çıkarılanların toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri, toplu iş sözleşmesinin tarafı işçi sendikasına dayanışma aidatı ödemelerine bağlıdır. Bu hususta işçi sendikasının muvafakati aranmaz. Dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma talep tarihinden geçerlidir.”, aynı maddenin 4. fıkrasında da “Dayanışma aidatı miktarı, üyelik aidatının üçte ikisidir.” hükümleri yer almıştır.
Somut olayda, mahkemece verilen ilk karar Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından ilk davaya yönelik zaman aşımı defi değerlendirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak davacının talepleri hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan dosyaya 31.05.2012 tarihli bir protokol sunulmuştur. Davacı taraf bu protokol gereği davalının borcu kabul ettiğini ve zamanaşımının kesildiğini ileri sürmüştür. Mahkemece protokolün açık ve net olmadığı, çelişkili olduğu gerekçesiyle protokole değer verilmemiş ise de bu şekilde soyut ifadelerle nedenleri açıkça ortaya konulmadan söz konusu belgeye değer verilmemesi yerinde olmamıştır. Ancak davalı taraf kamu kuruluşu olup, borç altına girmesi ve kendisini bağlayıcı işlemlerde bulunması belirli kurullardan karar alınmasına ve yine belirli prosedürlerin yerine getirilmesine bağlıdır. Bu noktada söz konusu protokolün geçerliliğinin araştırılması zorunludur. Şu halde mahkemece öncelikle yapılacak iş 31.05.2012 tarihli protokolün geçerli olup olmadığının tespiti ile geçerli ise protokolün içeriğinin değerlendirilerek zamanaşımının kesilip kesilmediğinin belirlenmesidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 06.12.2013 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Yerel mahkeme kararının yöntem ve yasaya aykırı olduğu, mahkemece çalışma gün ve sürelerine ilişkin yeterli ve somut araştırma yapılmadığı, soyut ifadelere dayanılarak karar verilmesinin isabetli olmadığı farklı gerekçesi ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.06.12.2013