MAHKEMESİ : Ankara 11. İş Mahkemesi
TARİHİ : 16/07/2013
NUMARASI : 2012/855-2013/946
DAVA : Davacı, sendika üyelik aidatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkili sendika ile davalı Sağlık Bakanlığına bağlı İstanbul Beykoz Devlet Hastanesi adlı işyerinin hasta karşılama ve danışma hizmetini alan diğer davalı şirket arasında, işyerinde çalışan üyeler adına Yüksek Hakem Kurulu'nun 29.11.2011 tarih ve 2011/141 esas, 2011/149 karar sayılı kararı ile 01.06.2011 tarihinden geçerli 2 yıl süreli TİS imzalandığını; daha sonra aynı işyerinde 01.01.2012 tarihinden itibaren hizmet ihalesini .... İnş. Tur. Teks. Güv. Sis. Tem. Hizm. San. Tic. Ltd. Şti. aldığını ve halen üyelerin bu şirkete bağlı olarak çalıştığını, toplu iş sözleşmesinin 12. maddesinde üyelik aidatlarının ne zaman ve ne şekilde gönderileceğinin düzenlendiğini, davalıların 2821 sayılı Sendikalar Kanunu ve toplu iş sözleşmesi düzenlemeleri gereğince aidat kesme ve bunu davacı sendikaya gönderme yükümlüğünü yerine getirmediklerini iddia ederek 01.06.2011 ile dava tarihi arası sendika üyelik aidatı alacağının, her bir aya ait ödemesi yapılması gereken bir sonraki ayın 30. gününden itibaren bankalarca işletme kredilerine uygulanacak en yüksek işletme kredisi faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı Bakanlık vekili; zamanaşımı ve husumet itirazları olduğunu, davalı idarenin ihale malamı olduğunu, sorumluluğun işverende olduğunu, hizmet alım sözleşmelerinde de her türlü sorumluluğun yükleniciye ait olduğunu, sendika aidat alacağının işçi alacağı olmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, tüm üye kayıt fişlerinin getirtilmesi gerektiğini, ayrıca aidat ödeme talebi ile banka hesap numarasının 08.12.2011 tarihinde müvekkili şirkete tebliğ edildiğini, bundan öncesinde faiz istenemeyeceğini, yine müvekkilinin sorumluluğunun ancak 31.12.2011 tarihinde ihale süresinin sona ermesine kadar olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporlarına dayanılarak, davacının aidat alacağı olduğu ve davalıların müteselsil sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı Bakanlık ve davalı şirket vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının taleplerinden kimin sorumlu olduğu ve davacının aidat alacağı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 23. maddesinde, “Faaliyeti durdurulmayan sendika ve konfederasyonlara üyelerince ödenecek aidatın miktarı tüzüklerinde belirtilir. İşçi sendikasına işçinin ödeyeceği aylık üyelik aidatı tutarı, bir günlük çıplak ücretini geçemez. İşveren sendikasına işverenin ödeyeceği aylık üyelik aidatı tutarı, işyerinde işçilere ödediği bir günlük çıplak ücretleri toplamını geçemez. Sendika tüzüklerine, üyelik aidatı dışında, üyelerden başka bir aidat alınacağına ilişkin hükümler konamaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un 61. maddesinde, “İşyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikasının, toplu iş sözleşmesi yapılmamışsa veya sona ermişse yetki belgesi alan işçi sendikasının yazılı talebi ve aidatı kesilecek sendika üyesi işçilerin listesini vermesi üzerine, işveren sendika tüzüğü uyarınca üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını ve Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu gereğince sendikaya ödenmesi gerekli dayanışma aidatını, işçilere yapacağı ücret ödemesinden kesmeye ve kestiği aidatın nevini belirterek tutarını ilgili sendikaya vermeye ve kesinti listesini sendikaya göndermeye mecburdur. Bu aidat dışında sendikaya ödenmek üzere bir kesintinin yapılması toplu iş sözleşmesi ile kararlaştırılamaz.
Yukarıdaki fıkra gereğince sendika tüzüğüne uygun olarak kesilmesi istenilen aidatı kesmeyen işveren ilgili sendikaya karşı kesmediği veya kesmesine rağmen bir ay içinde ilgili kuruluşa göndermediği miktar tutarınca genel hükümlere göre sorumlu olduktan başka aidatı sendikaya verinceye kadar bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faizi ödemek zorundadır.” düzenlemesi yer almıştır.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
a)Öncelikle davacının taleplerinden davalı idarenin sorumlu olup olmadığının ortaya konulması gereklidir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” denilmektedir.
Görüldüğü üzere, asıl işveren sadece alt işverenlerin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak ve alt işverenlik ilişkisi süresince İş Kanunu’ndan, iş sözleşmesi ve alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur. Aidat borcu ise işçiler ile sendika arasındaki ilişkiden kaynaklanan ve sendika üyesi olan ya da dayanışma aidatı ödeyerek toplu iş sözleşmesinden yararlanan işçilerin sendikaya ödemek zorunda oldukları bir bedeldir. Aidat borcu bakımından işverenin sorumluluğu sadece aidatı işçilerin ücretlerinden keserek bunun sendikaya ödenmesinden ibarettir. Bu sorumluluk ise toplu iş sözleşmesinin tarafı olan işverene yani alt işverene aittir. Asıl işverenin sorumluluğu alt işverenin işçilerine karşı kanun gereği bir sorumluluk olup, aidat borcu bakımından asıl işverenin söz edilemez.
Somut olayda davalılar arasında alt işverenlik ilişkisi bulunduğu konusunda bir uyuşmazlık olmamasına göre asıl işveren konumunda olan davalı Sağlık Bakanlığı’nın sorumluluğu cihetine gidilmesi hatalıdır.
b)Davalı alt işverenin davacının tüm talep döneminden sorumlu olup olmadığının belirlenmesi zorunludur.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun 8. maddesinde, “Toplu iş sözleşmesine taraf olan sendikanın feshi veya infisahı yahut faaliyetten menedilmiş olması veyahut yetkiyi kaybetmiş olması veya toplu iş sözleşmesinin uygulandığı işyerlerinde işverenin değişmesi toplu iş sözleşmesini sona erdirmez.” denilmektedir.
Somut olayda toplu iş sözleşmesi sona ermeden alt işverenler arası işyeri devri nedeniyle davalı alt işverenin yerini dava dışı bir başka alt işveren almıştır. Bu itibarla davalı alt işverenin aidat borcundan sorumluluğu devir tarihine kadardır. Alt işverenler arası işyeri devrinin gerçekleştiği tarihten sonraki aidat borçlarından ise devralan alt işveren sorumludur. Bir başka yönden de aidatın ücretten kesilen bir tutar olduğu dikkate alındığında devreden işveren açısından devir tarihinden sonra ücret ödeme borcundan söz edilemeyeceğinden aidat kesme yükümlüğünden de bahsedilemez. Davalı şirketin tüm toplu iş sözleşmesi süresince kesilmesi gereken aidattan sorumlu tutulması isabetsizdir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 06.12.2013 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Yerel mahkeme kararının yöntem ve yasaya aykırı olduğu, mahkemece çalışma gün ve sürelerine ilişkin yeterli ve somut araştırma yapılmadığı, soyut ifadelere dayanılarak karar verilmesinin isabetli olmadığı farklı gerekçesi ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.06.12.2013
Full & Egal Universal Law Academy