MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi nedeni ile Bölge Çalışma Müdürlüğüne şikayette bulunması nedeniyle davalı işverence iş sözleşmesine son verildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin, genel tatil, ücret ve fazla çalışma alacaklarını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının ahlak ve iyiniyet kurallarına uymaması nedeni ile iş akdini haklı olarak feshedildiğini, yıllık izinlerini kullandığını, fazla çalışma yapmadığını ve genel tatillerde çalışmasının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, her ne kadar davacının iyiniyet kurallarına uymaması nedeni ile iş sözleşmesinin feshedildiği savunulmuşsa da davalı tarafça bu hususun somut delillerle ispat edilememesi nedeni ile feshin haksız fesih olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı şirketin karar başlığında işletme adı ve ünvanının doğru gösterilmemiş olması bozma nedeni yapılmamıştır.
Usule ilişkin kazanılmış hak müessesesi davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay inançları ile kabul edilmiş bir usul hukuku ana ilkesidir ve kamu düzeni ile de ilgilidir.
Gerçekten 04.02.1959 tarih ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında vurgulandığı üzere, Yargıtay’ca bir kararın bozulması ve mahkemenin bozma kararına uyması halinde, bozulan kararın bozma sebeplerinin kapsamı dışında kalmış cihetlerinin kesinleşmiş sayılması, davaların uzamasını önlemek maksadıyla kabul edilmiş çok önemli bir usul hükmüdür. Ve yine, o konun bozma sebebi sayılmamış ve başka sebeplere dayanan bozma kararına mahkemenin uymuş olması, taraflardan birisi lehine usulü bir kazanılmış hak meydana getirir ki, bu hakkı ne mahkeme ne de Yargıtay zarara uğratabilir.
Bu itibarla usulü kazanılmış hak müessesesi, mahkemeye hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma sebeplerinin kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleştiğinden, bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez.
Eş deyişle kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak teşkil eder.
Bu noktada, taraflardan yalnız birinin temyizi üzerine verilen bozma kararına uyan mahkemenin, temyiz eden tarafın, önceki karara oranla daha aleyhine olan bir hükmü veremeyeceği de açıktır.
Somut olayda bozmadan önce alınan bilirkişi raporunda haftalık fazla çalışma süresi 21 saat kabul edilmiş, bozmadan sonra alınan ek raporda haftalık fazla çalışma süresinin 24 saat kabul edilmesi ve mahkemece sözkonusu ek bilirkişi raporu esas alınarak bozmadan önce hükmedilen alacağa karar verilmesi davalı lehine usulü kazanılmış hak ilkesine aykırıdır. Bu nedenle karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy