MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA:Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin 13.11.2008-28.02.2013 tarihleri arasında muvazaalı taşeronluk ilişkisi sonucu gerçekte KOSGEB'in işçisi, görünürde ise diğer davalının işçisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız ve geçersiz olarak fesih edildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ve iptali ile müvekkilinin gerçek işveren davalı KOSGEB'deki işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre için ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir.
Davalı KOSGEB vekili, davacının yapılan hizmet alımı ihaleleri neticesinde işi alan yüklenici firma elemanı olarak davalı kurumda hizmet verdiğin,davacıya ait tüm hak ve alacakların ihale bedeli olarak yüklenici firmaya ödenmiş olduğunu, husumetin müvekkili kuruma yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Ar-Ge vekili, davalı kurumun ihaleler yolu ile hizmet satın almakta olduğunu, hizmeti üstlenen firma ile belirli süreli hizmet sözleşmesi yaptığını, alt iş vereninde istihdam edeceği işçiler ile bu süre ile sınırlı olarak belirli süreli iş sözleşmesi yaptığını, iş sözleşmesinin ihale süresinin sonunda ve kaybedilmesi nedeniyle zorunlu sonlandırıldığını, bu nedenle alt işverenin iş yeri ile ilgisi kalmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davalılar arasında düzenlenen hizmet alım sözleşmelerinin mavazaalı olarak işçi teminine yönelik olduğu, davalı KOSGEB'in asıl işinin diğer davalının işçilerine yaptırıldığı; alt işverenin yüklendiği işin aynı zamanda KOSGEB'in asıl işi olduğu ve halen devam ettiğinden ihale süresinin sona erdiğinden bahisle davacının iş akti fesih işleminin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalılar arasındaki asıl işveren-alt işveren ilişkinin muvazaaya dayanıp dayanmadığı ile işverenin yaptığı feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı noktalarında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinde asıl işveren-alt işveren ilişkisini sınırlandırılması yönünde yasa koyucunun amacından da yola çıkılarak asıl işin bir bölümünün alt işveren verilmesinde “işletmenin ve işin gereği” ile “teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” ölçütünün bir arada olması gerektiği belirtilmelidir. 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 6. ve 7. fıkralarında tamamen aynı biçimde “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” sözcüklerine yer verilmiş olması bu kararlılığı ortaya koymaktadır.
İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek istenmiş ve 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinde bu konuda bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir.
Toplanan deliller ve dosya kapsamına göre, davacının alt işverenlik ilişkisi oluşturan hizmet alım sözleşmesi kapsamında işe alındığı, ancak işe alındığı tarihten itibaren sürekli biçimde davalı asıl işveren KOSGEB'e ait işyerinde KOSGEB'in asli işi olan değişik işlerde çalıştırıldığı anlaşılmaktadır. Bu bakımdan, davalılar arasındaki hukuki ilişki muvazaaya dayanmaktadır ve işçinin asıl işverene iadesi gerekir. Ayrıca asıl işverenin işi devam ettiğine göre ihalenin/işin sona ermesi geçerli fesih nedeni olamaz. Davacı asıl işverenin işinde ... süre çalıştırıldığına göre davacı yönünden davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun kabulü ve iş sözleşmesinin feshinin geçersiz olduğunun tespiti ile mali sonuçlardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması yönünden mahkemece varılan sonuçta herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak muvazaalı ilişkinin tespit edildiği durumda feshin geçersizliğine karar verilirken işçinin gerçek işvereni olan asıl işverene ait işyerine iadesine karar verilmesi gerekirken mahkemece davacının işe iade edildiği işyeri ve işveren açıkça belirtilmeksizin soyut olarak infazı olanaksız kılacak biçimde "davalı iş yerlerinde işe iadesine " şeklinde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2- Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davalılar arasındaki hukuki ilişki muvazaaya dayandığından davacının gerçek işveren olan davalı ...'ndaki işyerinde İŞE İADESİNE,
3-Davacının kanuni süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde davalılarca müştereken ve müteselsilen ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih sebebi dikkate alınarak takdiren davacının dört aylık ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4-Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok dört aya kadar ücret ve diğer haklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6-Davacının yapmış olduğu 399,00 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken
ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalıların yaptıkları yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL ücreti vekâletin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine,
9-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 19.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy