MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA: Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar, kötüniyet tazminatı, fazla mesai, bayram çalışma ve yıllık izin ücret alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi ve davalı avukatının duruşma talep etmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 05.11.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat..... ile karşı taraf adına Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının, davalıya ait işyerinde 01.01.1999 tarihinde çalışmaya başladığını, son aylık ücretinin 3.000,00 TL olduğunu, iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğini, tazminat ve bazı haklarının verilmediğini ileri sürerek, ihbar ve kıdem tazminatı, kötüniyet tazminatı, bayram çalışması ücreti, hafta tatili ve fazla mesai ücreti alacağı, yıllık izin ücret alacaklarının faizleri ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş, taleplerini bilirkişi raporu doğrultusunda artırarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, davacının ihbar ve kıdem tazminatını hak etmediğini, yıllık iznini kullandığını, başka alacağının da bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının, davalıya ait işyerinde 01.01.1999-16.03.2011 tarihleri arasında çalıştığı, iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiği, bu nedenle ihbar ve kıdem tazminatına hak kazandığı, feshin kötüniyetli yapıldığını ispatlanamadığı, yıllık izin ücreti alacağı olduğu, fazla çalışma yaptığı, ücret, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacağı olduğu gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı kanuni süresi içinde taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Satış temsilcilerinin fazla çalışma yapıp yapmadıkları hususu, günlük faaliyet planları ile iş çizelgeleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Genelde belli hedeflerin gerçekleşmesine bağlı olarak prim karşılığı çalışan bu işçiler yönünden prim ödemelerinin fazla çalışmayı karşılayıp karşılamadığı araştırılmalıdır. İşçiye ödenen satış priminin fazla çalışmaların karşılığında ödenmesi gereken ücretleri tam olarak karşılamaması halinde aradaki farkın işçiye ödenmesi gerekir.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Somut olayda, tanıkların işyerinde prim usulü çalışıldığını beyan ettikleri anlaşılmıştır. Buna göre, davacıya ödenen prim miktarı belirlenerek, fazla çalışma ücretini karşılayıp karşılamadığı tesbit edildikten sonra varsa artan kısmın kabul edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
3-Öte yandan, tanık beyanlarının ortalamalarına göre ayda iki hafta tatilinde çalışıldığı kabul edilerek hesap yapılması gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
4-Ayrıca, Mart/2011 ayında hizmet sözleşmesinin 16.03.2011 tarihinde sona ermesine rağmen bu ay için tam ücret alacağı belirlenmesi yanlış olmuştur.
Kabule göre de,
1-Davacı, 11.03.2011 tarihli ihtarname ile, 1999 yılından beri birikmiş fazla mesai ücreti, hafta sonu çalışma ücreti, dini ve milli bayram çalışma ücreti, yıllık izin izin ücreti alacaklarının 70.000. TL yi aştığını belirterek, bu alacaklarının derhal ödenmesini, Sosyal Güvenlik Kurumu bildirimlerinin gerçek geliri olan 3.000 TL üzerinden ödenmesini, bu duruma son verilmemesi halinde yasal yollara başvuracağını işverene bildirdiği, ihtarnamenin işverene 15.03.2011 tarihinde tebliğ edildiği, işverenin bu tarih itibariyle temerrüde düştüğü anlaşılmıştır. Buna göre, mahkemece ihtarnamede belirtilen fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık izin ücreti alacaklarına temerrüd tarihi yerine ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi doğru doğru değildir.
2-Fazla çalışma ücretinden %30 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak hesaplama yapıldıktan sonra mahkemece yeniden %30 oranında hakkaniyet indirimi yapılması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeple BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy