MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 01.07.2005-22.02.2010 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız ve kötü niyetli olarak feshedildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı, ile fazla mesai, hafta tatili, yıllık izin ücreti ile ücret alacağı ve kötü niyet tazminatı alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının 16.02.2010 - 23.02.2010 tarihleri arasında mazeretsiz olarak işe gelmemesi nedeniyle iş sözleşmesinin haklı olarak feshedildiğini, davacının fazla mesai yapmadığını ve hafta tatillerinde çalışmasının söz konusu olmadığını, tüm alacaklarının ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının iş sözleşmesinin davalı işverence devamsızlık sebebiyle haklı olarak feshedilip edilmediği başka bir anlatımla işverence yapılan feshin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı hususu uyuşmazlık konusudur.
Somut olayda; dosya içeriğine göre, davacının 16-17 ve 18.02.2010 tarihlerinde ardı ardına üç iş günü işe gelmemesi üzerine hakkında devamsızlık tutanakları düzenlendiği, devamsızlığa ilişkin mazereti bildirilmesi istenen davacının 24.02.2010 tarihinde 18-20.02.2010 ve 20-22.02.2010 tarihlerine ilişkin iş görmezlik belgesi sunduğu, 22.02.2010 tarihinde işbaşı yapması gereken davacı işçinin 22 ve 23.02.2010 tarihlerinde de devamsızlık yaptığı belirtilerek iş sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmaktadır. Davacı fesih sebebi yapılan devamsızlık günleri ile ilgili olara 16 ve 17.02.2010 tarihlerinde rahatsız olduğunu ancak bunun şefin bilgisi dahilinde olduğunu belirtmiştir. Davacı 16 ve 17.02.2010 tarihlerinde
şefin bilgisi dahilinde işe gelmediğini bildirmiş ise de, bu durumu ispat edemediği gibi, iş görmezlik raporunun bitim tarihi olan 22.02.2010 ve devam eden günlerdeki devamsızlığını açıklayamamıştır. Bu hususla birlikte dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde feshe esas alınan devamsızlığın işverenin iznine ve geçerli bir mazerete dayanmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca işverence davacının iş sözleşmesinin izinsiz ve mazeretsiz olarak işe gelmemesi sebebi ile haklı olarak feshedildiğinin kabulü ile ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinin reddine karar verilmesi gerekirken dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulü hatalı olmuştur.
3-Taraflar arasındaki diğer uyuşmazlık ise, işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusundadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder.
Somut olayda; davacı tarafça 17.05.2012 tarihinde davayı ıslah edilerek, dava konusu alacak miktarlarını arttırılmıştır . Davalı taraf ise ıslah ile arttırılan miktara ilişkin süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunmuştur. Bu durumda, davacının 17.05.2007 tarihinden önceki çalışma dönemine ilişkin taleplerinin zaman aşımına uğradığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, zamanaşımına uğrayan alacak miktarlarının belirlenmesi açısından bilirkişiden ek rapor alınmalı ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Davalı tarafça süresinde ileri sürülen zamanaşımı def'i dikkate alınmaksızın hüküm kurulması hatalı olup bu husus da ayrıca bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.