MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA:Davacı, kıdem tazminatı, ücret, fazla çalışma, ... ve genel tatil ile yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı işyerinde 20.11.1991 tarihinden 01.01.2010 tarihine kadar kesintisiz net 900,00 TL ücretle ateşleyici sertifikalı kaloriferci olarak çalıştığını, arada 18.03.2008 tarihinde emekli olduğunu, ancak çalışmasının kesintisiz devam ettiğini, iş sözleşmesinin ücretini istemesi nedeniyle işverence haksız feshedildiğini, davacının Pazar dahil her gün çalıştığını, çalışma saatlerinin sabah 07:00-20:30 arası olduğunu, dini bayramlarda iki gün izin kullandığını, bunun dışında tüm ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia ederek kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal ... ve genel tatil ücreti, ücret ve kullandırılmayan yıllık ücretli izin alacağının faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili davacının davalıya ait ... işyerinde 20.11.1991 tarihinde çalışmaya başladığını, yaşlılık aylığına hak kazanması sebebi ile 15.03.2008 tarihinde iş sözleşmesini feshederek işten ayrıldığını, davacının bu tarihler arasında geçen hizmeti için davalı tarafça davacıya son aylık brüt ücreti olan 640,00 TL den hesap edilecek kıdem tazminatını ödemeyi kabul ettiğini, davacının tüm ücretlerinin ödendiğini, emekli olmasından sonra çalışmaması sebebi ile 15.03.2008 tarihinden sonrası için talep edilen ücret alacağının yersiz olduğunu, davacının fazla çalışması olmadığını ve istisnai olarak yapılan fazla çalışma ücretinin fazla mesai ücretini gösteren ayrıntılı ücret tediye bordrosuna göre ödendiğini, davacının yıllık izinlerini kullandığını, hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalışmadığını, taleplerin bir kısmının zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş
sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona erdiği, davacının fazla çalışma, ulusal ... ve genel tatil ücreti alacakları ile yıllık izin ücreti alacağının bulunduğu, ücret alacağının ise olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının iş sözleşmesinin sona erdiği tarih konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Davacı 20.11.1991 tarihinden 01.01.2010 tarihine kadar kesintisiz olarak davalı işyerinde çalıştığını iddia ederken davalı taraf davacının iş sözleşmesinin emekliye ayrılması nedeniyle 15.03.2008 tarihinde sona erdiği savunulmaktadır. Davacının davalı tarafından savunulan tarihte emeklilik için işten ayrıldığı yaşlılık aylığı tahsis dosyasından anlaşılmaktadır. Bununla birlikte davacı bu ayrılmanın kağıt üstünde olduğunu ve kesintisiz çalıştığını iddia etmektedir. Bu noktada ispat yükü davacıda olup, davacı tarafından kesintisiz çalışma ispat edilememiştir.
Mahkemece davacı ...’in beyanı dikkate alınarak davacının bu tanığın işyerinden ayrıldığı tarihe kadar yani 24.06.2009 tarihine kadar kesintisiz çalıştığı, bu tarihte kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde iş sözleşmesinin sona erdiği kabul edilmiş ise de, bu sona erme tarihi gerek davacı tarafından iddia edilen gerekse davalı tarafından savunulan sona erme tarihlerine uygun değildir. Ayrıca davacı tanığı ile davalı arasında tanığının ifadesinin alındığı tarihte görülmekte olan bir alacak davası olması nedeniyle çalışma süresine ilişkin sadece bu tanığın soyut beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulması doğru olmamıştır. Aynı şekilde tanık beyanına göre davacının kesintisiz çalıştığı kabul edilmesine rağmen bu döneme ilişkin ücret talebinin reddi de çelişki oluşturmaktadır. Zira bu döneme ilişkin ücret ödeme belgeleri bulunmamaktadır.
Sonuç olarak davacının iş sözleşmesinin sona erdiği tarih 15.03.2008 tarihi olup, davacının taleplerinin buna göre değerlendirilmesi gerekirken iş sözleşmesinin sona erdiği tarihin 24.06.2009 tarihi olarak kabul edilip davacının taleplerinin hüküm altına alınması isabetsizdir.
3-Davacının fazla çalışma ve ulusal ... ve genel tatil çalışması yapıp yapmadığı ve fazla çalışma ücretleri ile ulusal ... ve genel tatil ücretleri alacağı olup olmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Dosya kapsamından davacının ateşleyici belgesi olan kaloriferci olarak çalıştığı iddia edilmektedir. Davalı tarafından ise davacının yaptığı iş itibariyle yılın altı ayı yaz döneminde çalışmadığı savunulmaktadır. Tanık beyanları ise birbiriyle tutarlı olmayıp tüm yıl rutin bir çalışma şekline ilişkindir. Şu halde öncelikle mahkemece davacının yaptığı işin ne olduğu ve çalışma sistemi ile şekli tereddüte yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalı ve sonucuna göre davacının fazla çalışma ile ulusal ... ve genel tatil ücretleri talepleri hakkında karar verilmelidir. Bunun yapılmayarak eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.
Diğer taraftan mahkemece ulaşılan sonuca göre de davacının günlük 11 saatin üzerindeki çalışmalarında 4857 sayılı İş Kanunu’nun 68. maddesi uyarınca en az 1, 5 saat ara dinlenmesinin düşülmesi gerekirken 1 saat ara dinlenmesinin düşülmesi de doğru olmamıştır.
4-Davacının taleplerinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Dosya incelendiğinde önce dava edilen tutarlar, sonra ıslah ile artırılan tutarlar ve en sonunda ek dava ile talep edilen tutarlar bulunduğu görülmektedir. Bilirkişi raporu zamanaşımı def'i yönünden denetime elverişli değildir. Her bir alacak kalemi için zamanaşımı def'ileri ile talep tarihlerine göre zamanaşımına uğrayan ve uğramayan tutarların ayrı ayrı gösterilerek sonuç olarak davacının hüküm altına alınabilecek alacakları belirlenmelidir. Zamanaşımı noktasında denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre karar verilmesi hatalıdır.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 20.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.