MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA:Davacı, kıdem tazminatı, ücret alacağı, fazla mesai ücreti ile yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde elektronik mühendisi olarak 12.02.2008-04.10.2011 tarihleri arasında aylık net 2.500,00 TL ücret ile çalıştığını yemek ve servis sosyal haklarından yararlandığını, ancak iş verence sigorta primlerinin eksik yatırıldığını, müvekkilinin maaşını işe girdiği ilk günden 2009 yılının haziran ayına kadar asgari ücret üzerinden kuruma bildirildiği, 2009 yılının temmuz ayından müvekkilinin iş sözleşmesini feshettiği güne kadar maaşını 1.200,00 TL olarak kurumu bildirildiğini, davacının iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini iddia ederek kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, ücret ve kullandırılmayan yıllık ücretli izin alacağının faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili müvekkili şirketin davacının çalıştığı dönemde tüm işçilik ücretlerinin kanunlara uygun şekilde eksiksiz ve zamanında banka kanalı ile ödendiğini, davacının feshinin haklı sebebe dayanmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı işçinin iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiği, talep ettiği diğer alacaklarının da bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı yapmış ise ne kadar fazla çalışma yaptığı konusunda taraflar arasındaki uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği kabul edilmelidir.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir.
İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazı kayıt ileri sürülmemesi, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda bilirkişice davacı tanık beyanlarına göre davacının çalışma şekli ve saatleri tespit edilerek fazla çalışma süreleri ile ücretleri hesaplanmıştır. Ancak işyerinde daha önce çalışmış olan tanıklar çalıştıkları döneme ilişkin davacının çalışması konusunda doğrudan bilgi sahibi olabilirler. Bu noktada tanıkların beyanları da ancak kendi çalıştıkları dönemle sınırlı olarak dikkate alınabilirler. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu ayrım yapılmadan davacının çalışma şekli ve saatlerinin belirlendiği görülmektedir. Belirtilen esaslara aykırı olarak fazla çalışma süreleri ile fazla çalışma ücretlerinin hesaplanması hatalıdır.
3-Öte taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.”
Somut olayda, davacı tarafından kullanılmayan ve ödenmeyen yirmiiki günlük yıllık izin alacağı olduğu ifade edilmesine rağmen yirmibeş günlük yıllık izin ücreti alacağının hesaplanması ve yukarıda açıklanan taleple bağlılık kuralına aykırı davranılması da doğru olmamıştır.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 20.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.