MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA: Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı, fazla çalışma, pazar çalışması, yıllık izin ile günlük çalışma ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.12.2014 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat Kerem Onur geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının, işverence mobing uygulanarak istifaya zorlandığını, baskı sonucu istifa ettiğini, alacak ve tazminatlarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık izin ücreti ve Ocak/2011 yılından oniki günlük çalışma ücreti alacaklarının faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, iş sözleşmesinin devamsızlık sebebiyle haklı olarak feshedildiğini, mobing ve baskı iddiasının doğru olmadığını, davacının işverene ulaşmış fesih iradesinin bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece davacının, davalı şirkete ait işyerinde 08.09.2005-13.01.2011 tarihleri arasında çalıştığı, iş sözleşmesinin davacı tarafından ücretinin süresinde ödenmemesi sebebiyle 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24/II-e. maddesince haklı olarak feshedildiği gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, süresi içinde davalı temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında, davalı şahitlerinin dinlenmemesinin savunma hakkının kısıtlanması olup olmadığı hususu uyuşmazlık konusudur.
Dosya içeriğinden, mahkemece, 22/04/2011 tarihli celsede," Davacı vekiline cevaba cevaplarını, davalı vekiline vekaletnamesini, işyeri kayıtlarını, her iki taraf vekiline, davaya ilişkin tüm delillerini ve şahitlerini bildirmek üzere, birer ay kesin süre verilmesine, aksi halde delil ve şahit bildirmekten vazgeçmiş sayılacakları hususunun ihtarına (ihtarat yapıldı), delillerini ibraz ..., masraflarını da karşıladıklarında delillerinin ilgili yerlerden celbine, varsa şahitleri için davetiye giderleri ile 20,00’şer TL şahitlik ücreti karşılandığında, şahitleri
yargı çevremiz içinde iseler davetiye tebliğine, yargı çevremiz dışında iseler talimat giderleri de karşılanarak ilgili mahkemesine talimat yazılmasına," şeklinde, 13.10.2011 tarihli celsede, "geçen celse bir nolu ara kararı uyarınca taraflara delillerini, şahitlerin bildirmeleri masraflarını da karşılayıp, delillerini toplatmaları, şahitlerine davetiye tebliğ ettirmeleri için ayrı ayrı birer ay kesin süre verildiği, taraf vekillerinin kesin süre içerisinde delillerini ve şahitlerin bildirdiği ancak şahitleri için (davacı tarafın yargı çevremiz dışındaki) masraf yatırmadıkları, davalı tarafın delil listesinde duruşmada hazır edileceklerinin açıkça belirtildiği, şahitlerin duruşma sırasında yapılan yoklamada hazır olmadıkları görülmekle, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 243. maddesi de dikkate alınarak, davacı ve davalı tarafın şahit dinletmekten vazgeçmiş sayılmalarına," şeklinde ara kararları verilerek, tarafların şahitlerin dinlenmediği anlaşılmış olup, mahkemece kesin sürenin, şahit listelerinin verilmesi için verildiği, masrafların yatırılması için ayrıca bir kesin süre verilmediği ortadadır. Hal böyle olunca, tarafların şahitleri dinlenilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken tarafların ve özellikle davalının savunma hakkı kısıtlanarak eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. Kabule görede, davalının temyiz aşamasında dosyaya sunduğu bir kısım belgeler ödeme itirazı niteliğinde olup, yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceğinden,
a-Dosyaya sunulan yıllık izin defteri ile yıllık izin formları hakkında davacının beyanı alınarak, defter ve formlarda belirtilen sürelerde yıllık izin kullanılıp kullanılmadığı belirlenerek, ayrıca ... Bankasının bila tarihli yazısına göre, davacıya işverence 04.02.2011 tarihinde 3.857,88 TL olarak yapılan ödemenin maaş ödemesi olarak yapıldığı belirtilmiş ise de, 2011/Ocak ayına ilişkin davacının arkasında imzası bulunan ücret bordrosunda davacıya ücret ve yıllık izin ücreti ödemesi olarak yapıldığı belirtilmekle, davalının iddia ettiği ve davacınında dilekçesinde belirttiği üzere bu ödemenin yıllık izin ücreti ve beş günlük ücreti olarak yapıldığı iddiası dikkate alınarak, gerektiğinde davacıdan bu ödeme ile ilgili açıklama alınarak sonucuna göre karar verilmelidir.
b-Ücret alacağı oniki günlük olarak hesaplanmış ise de, davalı tarafından temyiz aşamasında sunulan ve davacının arkasında imzası bulunan 2011/Ocak ayına ilişkin ücret bordrosunda, davacıya beş gün çalışma, bir gün hafta tatili ve bir gün genel tatil ücreti olarak ücret ödemesi yapıldığı, ücret bordrosunda beş gün istirahat ve onaltı gün devamsızlık yapıldığı belirtilmiş olup, davacının bu belgeye karşı beyanı alındıktan sonra sonucuna göre karar verilmelidir.
c-Fazla çalışma ücreti ile ulusal ... ve genel tatil alacağı yönünden, bilirkişinin tesbit ettiği miktar üzerinden hakkaniyet indirimi yapılarak, bulunacak tutarın ıslah edilen miktarı aşıp aşmadığı tesbit edildikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, davalı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.